İsmail SERT

İsmail SERT


'NASİPSE İTTİFAKIZ'

27 Eylül 2021 - 14:09

Yazının başlığı ‘Nasipse Adayız’ filminden. ‘Nasipse Adayız’ Ercan Kesal’ın yazıp, yönettiği ve başrolünü oynadığı, adaylık süreci üzerinden Türkiye’deki siyasete eleştirel yaklaşan bir film.
Ercan Kesal’ın, filmdeki adıyla Dr. Kemal Güner’in, belediye başkan aday adayı olduğunda yaşadıkları beyaz perdeye yansıtılmış.
Filmin kilit sahnesinde olaylar şöyle gelişiyor: Aday adayı Dr. Kemal parti başkanının katılacağı yemekli bir toplantı düzenler. Salon dolacak, Kemal bey coşkulu toplantıyla genel başkanının gözüne girecektir. Akşam planlandığı gibi başlar. Salon gerçekten de dolmuştur.
Ancak başkan geciktikçe gecikir, kalabalık ise sabırsızlanmaya başlar.

Salondakileri oyalamak için atıştırmalıklar ikram edilir.
Bu arada başkanın gelişi sürekli ertelenmektedir. Kemal bey ekibine ısrarla ana yemeğin dağıtılmamasını tembih eder. Korkusu, yemeği yiyenlerin başkanın gelmesini beklemeden salonu boşaltmalarıdır. Nasıl olursa olur, ana yemek masalara servis edilir. Kemal beyin korktuğu başına gelir, yemeği yiyenler bir bahaneyle salondan ayrılırlar. Artık başkan gelmek üzeredir. Fakat salon önemli ölçüde boşalmıştır. Kemal beyin ekibi sokaklardan, kahvelerden adam toplamaya girişseler de başaramazlar. Parti başkanı nihayet gelir. Salonun boşluğundan, heyecansızlığından hoşlanmaz. Ayaküstü Kemal beye ilk siyaset dersini verir. “Siyaset bir maratondur. Kopmamak lazım” der ve Kemal beyi alnından öperek mekandan ayrılır. Mesaj bellidir.
2020 yılında vizyona giren filmden çıkıp, Eylül 2021 Türkiye’sine dönelim. İlk seçimde iktidar olacağına kesin gözüyle bakan bir muhalefetimiz var. İktidarın yapamadıklarının, yapıp anlatamadıklarının üzerine, pandemiyle daralan ekonomi, düzensiz göçmenler, fiyat artışları, genç işsizlik eklenince muhalefet bir cephe oluştu.
Buna rağmen anket sonuçları, muhalefet partilerinin yükselişi değil, iktidarın yıpranması üzerinden haberleştiriliyor ve yorumlanıyor: ‘AK Parti oylarında düşüş’, ‘AK Partiye destek geriledi’, ‘Erdoğan’ın oyları azalıyor’ gibi.
Filmdeki toplantıdan, 20 Eylül Pazartesi günü CHP, İYİ Parti, DEVA, Gelecek, Saadet Partisi ve Demokrat Parti temsilcilerinin İstanbul’da bir araya geldiği toplantıya geçelim. Toplantının amacı, ‘parlamenter sisteme dönüş için ortak bir metin oluşturmak’ idi. Bu toplantı altı parti yetkilisinin ilk bir araya gelişleri de değil. Ancak bütün toplantıların konusu aynı: ‘güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçiş’. Adeta çerçevesinde anlaştıkları tek konuyu konuşmanın tadını çıkarıyorlar. Aslında üzerinde mutabık oldukları, seçmene sundukları tek projeleri bu.
- Enflasyon için çözüm öneriniz?
- Güçlendirilmiş parlamenter sistem.
- Genç istihdam için planınız?
- Parlamenter sistem.
- Göç sorunu için öneriniz?
- Güçlendirilmiş dedik ya!
Sistem sorunu tartışılabilir. Sistemi değiştirme iddiası seçim kozlarından biri de olabilir.  Seçmeni ikna eder mi bilemeyiz.
Üstelik ‘güçlendirilmiş’den neyi kast ettiklerini anlatmaya henüz başlamadılar. ‘Güçlendirilmiş’ orada öylece bir ‘reklam’ ifadesi olarak mı duruyor? Onu da tam anlamış değiliz.
Dahası da var: Güçlendirilmiş ya da değil, parlamenter sisteme nasıl dönüleceğini de açıklamadılar. Hangi adımların atılacağı ve geçiş takviminin nasıl işleyeceğini de henüz öğrenemedik.  
Filmdeki toplantının ana yemeğinin buradaki karşılığı ise bir ‘temel soru’: Millet ittifakının seçim kazanma hesabında kritik yeri olan HDP, bu toplantılarda neden aranızda değil? İttifakı merkeze alarak tek tek ya da birlikte HDP’yi nereye konumlandırıyorsunuz?
Filmdeki Kemal bey ana yemeğin dağıtılmamasını istiyordu. Korkusu, yemekten sonra salonun dağılmasıydı. Millet ittifakının lokomotif partisi CHP’nin Genel Başkanı Kemal bey de asıl sorunun sorulmamasını istiyor. Bu sorunun geciktirildiği her günü kâr sayıyor. İstiyor ki; seçmen bu soruyu hiç sormasın. Sorsa da cevabını karnelerine işlemesin!
Onlar ‘güçlendirme mühendisliği’ ile oyalayadursunlar, seçmen asıl sorunun cevabını bekliyor.

YORUMLAR

  • 0 Yorum