• Reklam
İsmail SERT

İsmail SERT


MACARİSTAN'DAKİ SEÇİM

04 Nisan 2022 - 15:02

Macaristan Türkiye ile karşılaştırıldığında küçük bir ülke. Nüfusu 10 milyona yakın. Seçmen sayısı 8 milyon 200 bin.
199 sandalyeli Ulusal Meclis'in 106 milletvekili, en çok oy alan adayın kazandığı ‘dar bölge sistemi’ne göre belirleniyor.
Geri kalan 93 milletvekili ise partilerin listesinden oy oranlarına göre seçiliyorlar.


Macaristan’da dün (3 Nisan Pazar) yapılan genel seçim, Türkiye’de aylar öncesinden konuşulmaya başlandı. Macaristan’daki ve Türkiye’deki seçimler arasında benzerlikler bulan muhalefet süreci özellikle yakından takip etti.
Madem kamuoyu araştırmaları ile bir yıl sonrasının sandık sonuçlarını tahmin etmeye çalışıyorduk, öyleyse benzerlikleri olan ve 8 milyon seçmenin oy kullanacağı seçim esaslı bir ölçü olabilirdi.

Macaristan’daki seçimi Türkiye’de 2023’de yapılacak seçimin ‘kostümlü provası’ gibi görenler bile oldu. Ülkeden ülkeye umut devşirmek için bir hayli umutlanıldı. Orda oluyorsa, burada da olabilirdi! Heyecan dozu yükseldikçe yükseldi.
Türkiye’deki muhaliflerin Macaristan seçimine ilgi duymalarını sağlayan ilk cazip benzerlik, iktidar tarafında ikili ittifakın, karşı tarafta ise altı partili ortaklığın bulunmasıydı. Macaristan’da düne kadar birbirinin amansız rakibi olan altı parti, Orban’ın karşısına tek tek çıkamayacaklarını bildikleri için, zorunluluktan bir araya gelmişlerdi. Sayılar tam tutuyor, Türkiye’ye çok benziyordu.
Kışkırtıcı bir diğer benzerlik, seçime giren altılı koalisyonun 2019’da yapılan yerel seçimlerde Budapeşte Belediye Başkanlığını kazanmış olmasıydı. Muhalefetin ortak adayı Gergely Karacsony Budapeşte Belediye Başkanlığı koltuğunu iktidar partisinin elinden almayı başarmıştı. Tıpkı İstanbul seçimleri gibiydi. Ancak bu kadar olabilirdi!
Benzerlikler devam ediyordu. Başbakan Victor Orban 12 yıldır iktidardaydı. Artık yıpranmış ve yorulmuş olmalıydı. Böyle durumlarda halkın değişim istediğine dair efsane tez işlemeliydi.
Temelden bu kadar benzerlik yeter de artardı bile. Ancak arayanlar başka paralellikler de buldular.
Macaristan’da muhalefetin adayı Peter Marki Zay, önce Orban’ın partisinin kalesi sayılan Hódmezővásárhely kentinde Belediye Başkanlığını kazanmış, ardından Başbakanlık yarışında rakibi olmuştu. Bu da Türkiye’ye benzemiyor muydu?
İstanbul’un yanında Ankara’daki belediye seçimini de muhalefet kazanmamış mıydı? İmamoğlu ya da Yavaş muhalefetin muhtemel adayları arasında değil miydi?


Kazdıkça benzerlik çıkıyordu.
Macar medyasının 3'te 2'sini hükümetin kontrol ettiği, iktidarın tanıtıma daha çok harcama yapabildiği, seçmenlere daha kolay ulaşabildiği iddia ediliyordu. İddia da olsalar benzerlik sayılmazlar mıydı?

Muhalefet coşmuştu bir kere.
Coşkularını kontrol edip daha sakin bakmaya çalışanlar yaşanan pandemi döneminin şartlarının ve Rusya Ukrayna savaşının, bütün dünyada seçimleri güçlü liderler lehine etkilemesinin seçim hesabına dahil edilmesini dile getirdiler. Coşkularını salıverenlerin bunlara da cevapları hazırdı. Zaten bu iki ‘fren’ olmasa, Macaristan’da da Türkiye’de de muhalefet seçimleri açık ara kazanacaktı. Bunlara rağmen bütün göstergeler net bir zafer vaat ediyordu.
Nitekim seçim öncesinde iki ülkede yapılan kamuoyu araştırmalarının sonuçları da benzerdi. Öncelikle kararsız seçmenlerin oranı Macaristan’da da Türkiye’de de yüzde 20’lere ulaşmıştı.
Ayrıca, ikili iktidar kanadı ile altılı muhalefet blokunun oyları orada da burada da birbirine çok yakın çıkıyordu. Değişim rüzgarının önünde bu küçük farkın sözü bile edilmezdi. Olan olmuş, aralarında bir yıl zaman farkı olsa da Türkiye ile Macaristan seçimde buluşmuşlardı.  Macaristan’da muhalefet kazanacak, sıra Türkiye’ye gelecekti. Heyecan zirveye çıktı. Oradaki altılı ittifakın elde edeceği zafer, buradaki altılı ittifaka umut aşısı olacaktı.

Ancak muhalefetin beklediği olmadı. Ülke genelindeki oyların yüzde 53’ünü ve 199 sandalyeli Ulusal Meclis’te 135 milletvekilliği kazanan Victor Orban üst üste dördüncü kez seçimi zaferle bitirdi.
Macaristan’da sandıkta kaybeden muhalefetin seçimi nasıl yorumladığını henüz bilmiyoruz. Peki bizdeki muhalifler ne yapıyordur acaba?
İki ülke, dolayısıyla iki seçim arasındaki benzerlikleri unutmaya çalışıyor, farklıkları öne çıkararak yeni rüzgar teorileri üretmek için çabalıyor olabilirler.

YORUMLAR

  • 0 Yorum