Reklam
İsmail SERT

İsmail SERT


FUKUYAMA'NIN BAKLA'SI

09 Nisan 2021 - 12:45

Biz emekli amirallerin gece yarısı bildirisi ile meşgulken, ‘American Purpose’ dergisinde ABD’li siyaset bilimci Francis Fukuyama’nın bir makalesi yayınlandı.

Fukuyama makalesinde, hakkını teslim etmenin ötesine geçiyor ve Türkiye’nin ürettiği SİHA’lara övgüler düzüyor. SİHA’ların sonuçlar üzerinde belirleyici bir güç haline geldiğini dile getiriyor ve Türkiye’nin bölgede Rusya, Çin ve ABD’den daha etkin olduğu sonucuna varıyor.

Suriye’de, Libya’da ve Karabağ’da yaşananları örnekleyen Fukuyama; “Türkiye’nin SİHA kullanımı, kara gücünün doğasını ve mevcut güç yapılanmasını değiştirecektir” diyor. Bu değişimi uçak gemilerinin savaş gemilerini hükümsüz bırakmasına benzetiyor.

Türkiye, düne kadar güvenle kullanılan gelişmiş hava savunma sistemlerini devre dışı bırakan SİHA’ların ayrıcalıklı yerini uzun zaman önce fark etti.
Başarıyla üretilen SİHA’lar ülke sınırları içinde PKK’ya karşı etkin biçimde kullanıldı.
Suriye’deki çatışmaların denklemi SİHA’larla değiştirildi. Dağlık Karabağ’da yüzyıllık sorun çözülürken başrolde yine SİHA’lar vardı.
Bu alanda Türkiye’nin nereden nereye geldiği de ayrıca övülmeye değer. Bir zamanlar ABD’den Predatör ve Reaper drone’ları alamayan, İsrail’den Heronları alan ancak ilişkiler bozulunca sıkıntılar yaşayan Türkiye, şimdi kendi silahını kendisi üretecek, hatta ihraç edecek durumda.  

Peki Türk SİHA’larını öven Fukuyama kim?
Fukuyama ‘Japon asıllı’ olsa da tam bir Amerikalı. Eksiği yok, fazlası var. Zihni ABD üniformalı bir düşünür. Gizli ya da açık bütün çabası, ABD’nin dünyaya egemen olması için. Önden gidip ABD’nin yürüyeceği yolun taşlarını döşediğine de şahit olduk, olan biteni teorileştirerek derlenip toparlanmaya hizmet ettiği de vaki.
Entelektüelliği 20. yüzyılın başında ABD’ye göç eden büyükbabasından. Doktorası Harvard’dan. Bir ara yolu Rand Corporation’a da uğramış.   

Fukuyama, 30 yıl önce ortaya attığı ‘tarihin sonu’ tezi ile dünyada popülerlik kazanmıştı.
ABD, 1990’a kadar Rusya ile soğuk savaşı sürdürerek güçlenmişti. ABD’nin gücü için varlığına muhtaç olduğu Rusya, ikili dünya düzenindeki pozisyonunu beklenmedik hızla kaybedince, herkes aynı soruya takılmıştı:
“Bu çatışma dünyayı dengede tutuyor, deyim yerindeyse daha iyiye götürüyordu. Şimdi ne olacak?”

İşte o tarihi kırılmada öne atılan Fukuyama kuramsal bir boşluk doğmasına izin vermedi. Dünyaya, “endişe etmeyin” diye seslendi: “bildiğimiz anlamdaki tarihin sonuna geldik”.
Ve devam etti: “Batı medeniyeti gelebileceğimiz en son aşama, en yüksek düzeydir. Yeni arayışlara gerek yoktur. İnsanlığın bütün çabası liberal değerlere ulaşmak içindi. Bu medeniyetten daha üstünü üretilemeyecektir”.  

Fukuyama herkesi sakin olmaya çağırıyordu. “Çünkü” diyordu, “liberalizm insanın maddi ihtiyaçlarını en üst düzeyden karşılar. Ve insana en yüksek değeri veren sistemin adıdır.”
Görevini hakkıyla yerine getirse de, başarıyla yerine oturtsa da teorisinden kendisinin de şüpheleri vardı. İnsanlığın hedefsiz kalacağından, hiç olmazsa bu sebeple anarşi çıkacağından korkuyordu. Nitekim ‘tarihin sonu’ tezi doğru çıkmadığı gibi, liberalizmden sonraki neoliberal anlayış da dünyaya yoksulluk, çaresizlik, adaletsizlik ve acıdan başka bir şey getirmedi.
Ancak ABD ve Fukuyama için önemli değildi. Popülerlik kazandırılan teori ile dünya bir süreliğine de olsa ikna edilmişti. Üstelik Fukuyama dünya ölçeğindeki ‘önemli düşünür’ olma vasfını asla yitirmedi. Halen ABD için üretime devam ediyor.

Peki ‘Washington portakalı’ Francis Fukuyama SİHA’ları övdüğü son makalesi ile ne demek istiyor?
Dosta düşmana “nereye gidiyor bu Türkiye?” diye anons ediyor olabilir mi? Dünyaya “ABD’den görüneni siz görmüyor musunuz? Dengeler kalıcı biçimde bozulabilir!” diye sesleniyor olabilir mi? 

Rusya-Ukrayna cepheleşmesinde, “Türk SİHA’larını karşı tarafta görmek istemeyiz” demeye çalışıyor olabilir mi?
Yazdıkları “ısınan Karadeniz’de Türkiye safını şimdiden belli etsin” uyarısı sayılabilir mi?
“Türk SİHA’larını, arkasında ABD’nin olacağı cephede görsek ne güzel olur!” demeye hazırlanıyor olabilir mi?
Bu ABD projesi düşünürün ‘ağzındaki bakla ne?
Sormakta, sorgulamakta, bütün ihtimalleri ortaya koymakta ve bütün ihtimallerden şüphelenmekte fayda var.

YORUMLAR

  • 0 Yorum