• Reklam
İsmail SERT

İsmail SERT


DÜNYANIN DERDİ NE?

25 Kasım 2019 - 19:58

Kulağımızı yerküreye dayayıp dinlesek, dünyanın dört bir köşesinden gelen isyan seslerini duyacağız. Her dilden yakınmalar, şikayetler, itirazlar, direnişler… Her yanda hüzünle, acıyla, kederle, öfkeyle seslenişler…

Dünyanın dört bir yanında huzursuzluklar var. Işıltılı vitrinlerinden baktığımız büyük metropollerin arka sokaklarında yoksulluk, işsizlik, adaletsizlik kol geziyor. Siyasi problemlerin, ötekileştirmelerin, ayrımcılığın vurduğu kenar mahallelerde sebepli ya da  sebepsiz şiddet almış başını gidiyor. Şehirler öfkeli kalabalıklar tarafından kuşatılıyor. 

Doğudan batıya, kuzeyden güneye dünya ayakta. Üstelik kısa zaman içinde yatışacağa da benzemiyor.

İspanya’da bağımsızlık yanlısı Katalan siyasetçilere verilen cezaların tetiklediği öfke dinmek bilmiyor.

Şili’nin başkenti Santiago’da hükümet karşıtı protesto gösterileri düzenleyip Başkan Pinera’yı istifa çağıran kitleler, darbecilerin işkenceyle öldürdükleri Victor Jara’nın şarkılarını söylüyorlar. 

Lübnan’da hükümetin vergi politikalarına karşı gösterilere başlayan kadınlar ve gençler hala sokaktalar ve evlerine dönmeye niyetleri yok.

Irak’taki gösterilerde çok sayıda ölü ve yaralı olmasına rağmen halk, sokağa çıkma yasağını dinlemiyor. 

Fransa’da sarı yeleklilerin eylemlerinin ardından şimdi de öğrenciler sokaklarda.

Haiti’de barikatlarla otoyolları ulaşıma kapatan protestocular akaryakıt kıtlığını ve yolsuzlukları protesto ediyorlar.

Honkong’da eylemciler, sokaklarda ‘demokratik reform’ talebi ile yürüyorlar.   

Brexit’in krize dönüştüğü İngiltere’de, bu büyük krize her gün yeni sorunlar ekleniyor.

İran’da sokak çatışmaları hiç olmadığı kadar yükseldi.

Mısır’da özgürlük ve adalet isteyen halk sokakta ve Sisi’ye “artık yeter” diye bağırıyor. 

Ekvador’da hükümetin IMF ile anlaşıp akaryakıt sübvansiyonlarını kaldırması ulaştırma genel grevini başlattı ve isyan büyüdü.

ABD’de bir yanda Trump’a duyulan öfke, diğer yanda Trump’ın gelecek yıl yapılacak seçimleri kazanmasının önüne geçilemeyecek gibi görünmesinin moral bozukluğu var. Arjantin’de ekonomik tedbirlerin yükünün orta kesime yüklenmesi itirazları artırıyor.

Dünya için için değil, açıktan kaynıyor. İsyanların, protestoların çoğunun temelinde ekonomik sebepler var. İşsizlik, geçim sıkıntısı ve gelir adaletsizliği. 

Bunlar görünür ve haberlere yansıyan sebepler. Ancak birçok ülkedeki isyanda ve halk hareketinde ‘yabancı el’ devrede. Güç, zenginlik ve iktidar peşindeki büyük devletler, sonucundan çıkar bekledikleri karışıklıkları çıkarmakta artık ustalaştılar. Nasıl olsa tarihi ya da güncel bir sorun kaynağı keşfediyorlar. O sorunu büyütmenin, daha geniş kitlelere benimsetmenin yollarını da buluyorlar. Yüzlerine maske taktırdıkları, ellerine pankart verdikleri yerel işbirlikçileri temin etmek de zorlanmıyorlar. Çok kullanışlı bir aparat olarak sosyal medya da onların hizmetinde. ‘Yolsuzluk’ söylentisi çıkartmak, ‘şok’ görüntüler kurgulamak, ‘katliam’ videoları üretmek sorun değil. Kısacası; büyükler için dünyanın herhangi bir köşesinde sorun çıkartmak sorun değil.

Şiddet, dönüp dolaşıp kendilerini vursa da dünyanın büyük güçleri dünyaya adalet değil adaletsizlik taşıyorlar. Sorunların azalması için değil, artması için strateji geliştiriyorlar.

Ve dünyanın her yerinde çareyi isyanda, sokakta, protestoda arayanlar çoğalıyor.

Çatışma alanları artıyor. Çatışmalar yükseliyor. Dünyada öfkeyle ayağa kalkmış insanlar var. Öfkesini yatıştıramayıp sokağa çıkmış, seslerini yükselten kitleler var. Kimi yerinden, yuvasından, vatanından koparılmış, düzeni bozulmuş. Kimi kenara itilmiş, ötelenmiş, aşağılanmış, azarlanmış.

Sokak hareketleri kışkırtılsa da, başlamış hareketler çarpıtılsa da dünyanın derdi var. Dünya sorunlu. Dünya huzursuz.

- Peki ne istiyorlar? 

- Biraz daha adalet, refahtan biraz daha fazla pay, biraz daha özgürlük…
Bu teşhis doğru olsa da büyük büyük kavramlarla konuşup yazmak yeterli değil. Çünkü bu kavramlar sorumlu olarak sadece devleti işaret ediyorlar. En dipteki asıl sorumlu, yani sen, ben, biz dışarda kalıyoruz. Öyleyse yeniden soralım, kendimize de sorumluluk çıkartmak üzere, insana ait kavramlarla yeniden cevap verelim:

- Peki ne istiyorlar?

- Biraz daha merhamet, biraz daha insaf, biraz daha anlayış, biraz daha paylaşım…













 

YORUMLAR

  • 0 Yorum