İsmail SERT

İsmail SERT


DAVULLU ZURNALI PROJE

06 Eylül 2021 - 11:06

Kılıçdaroğlu’nun göçmen sorunun çözümü için bir projesi var. Anlatmaya sondan başlıyor:
“Suriyelileri davul zurna ile uğurlayacağız”.
İlk gündeme getirdiğinde, aslında ne dediği tam anlaşılmıyordu. Söyledikleri bir reklam cümlesinden ibaretti. Sonrasında “bize güvenin” diyordu. O kadar.
İtiraz edenlerin aksine ben, projeyi değil ancak sözlerini siyasetin akışı içinde doğal bulmuştum.
Çünkü siyasetin dilinin olmadık yerlere gidebildiğinin çok örneğini gördük. Siyasetçiler düşündüklerini etkili anlatma gayreti içinde, ilginç benzetmeler yapabiliyorlar. Konuyu özetlemeye çalışırken, yanlış anlaşılmanın kıyılarında dolaşabiliyor, amacını aşan sözler söyleyebiliyorlar.  
Ben siyasetçilerin, özellikle kalabalıklar karşısında sarf ettikleri bazı ifadeleri harfi harfine anlamanın, anlamlandırmanın doğru olmadığını düşünürüm. O sivri sözleri, konuşmanın bütünü içinde bir yere koymak ve öylece değerlendirmek daha hakkaniyetlidir. Bir ifadeyi alıp uzatmak, o tek sözün üzerine çok temel eleştiriler bina etmek insaflı olmaz.
Bence Kılıçdaroğlu, teorisiyle, sorunun çözüm basamaklarını bildiğini, her bir aşamasının etüdünün yapıldığını, dolayısıyla sonuca kolay ulaşacağını anlatmak istiyordu. Davul zurnayı, akılda kalsın diye o anda eklemişti.
Ancak Kılıçdaroğlu orada durmadı. Detaylarını vererek projesini tekrar etti. En geç iki yıl içinde göçmenlerin Suriye’deki evleri, yolları, hastaneleri, okulları, kreşleri yapılacak. Paranın bir bölümünü AB’den alınacak, böylece Türk işadamlarına da iş imkanı sağlanacak. Esad’a “bir kişinin bile burnu kanamayacak!” diye de tembih edilecek ve sorun bitirilecek!
Madem Kılıçdaroğlu o sözleri ‘anlık’ söylemedi, projesini ciddiye alıyor, öyleyse biz de yakından bakalım ve soralım. Esad sadece Esad mıdır? Diyelim Kılıçdaroğlu iktidara geldi ve elini Esad’a uzattı. Karşı taraftan uzanacak elin Esad’a ait olacağına dair bir garantisi var mıdır? Ya Esad’ın yerine Putin elini uzatırsa!? Ve üstelik Putin tokalaşmak, görüşmeleri başlatmak üzere değil, ‘sakın ha!’ demenin ifadesi olarak, elinin baş parmağını sallıyor olursa!? Ya da kim bilir, elini yumruk yapıp uzatırsa!
Yine soralım: Suriye sadece Suriye midir? Kılıçdaroğu yaşanan sorunun sadece Türkiye ile Suriye arasında olduğunu mu zannediyor? Suriye’de başta ABD ve Rusya olmak üzere İngiltere, AB, İsrail, kısacası yedi düvelin bizzat ya da vekaleten bulunduğunu bilmiyor mu?, görmüyor mu? Bilmeme, görmeme lüksü var mı?
Diyelim Kılıçdaroğlu Esad’a ulaştı ve el sıkıştı. Esad da, çoğunluğu muhalifi olan Türkiye’deki Suriyelilere, “size af çıkardım, evlerinize dönebilirsiniz” dedi. Halkı üzerine kimyasal silahlar deneyen, misket bombaları kullanan bir devlet başkanının sözüne, o dehşeti yaşayanlar inanırlar mı? Uluslararası bir kuruluşun ya da güvenilir bir ülkenin garanti vermesini istemezler mi? Hangi uluslararası kuruluş Suriyelilere güvence verir? Hangi ülke Esad’ın sözüne kefil olur?
Muhalefet iktidarı elbette eleştirecek, politikalarını beğenmeyecek. Ancak plan program yaparken, proje üretirken gerçekçi olmak zorunda.
Batılılar böyle projeler için “too good to be true” diyorlar. Yani ‘gerçek olamayacak kadar güzel’. İlk duyulduğu anda bir hoşluk oluşturabiliyor. Ancak çok kısa zamanda, ‘hoş ancak boş’ olduğu ortaya çıkıyor. Üstelik gerçek olmadığı için güzel olma olasılığı da yok.
İktidara bir sandık mesafesi kadar yakın olduğunu düşünen, düşünmek bir yana erken seçim istemeden bir gününü geçirmeyen ana muhalefet liderinin, Türkiye’nin en güncel probleminin çözümü için ürettiği proje bu olabilir mi?
Kılıçdaroğlu halkın kendisine “bize güzel şeyler söyle, varsın yalan olsun” dediğini mi düşünüyor? Kılıçdaroğlu kendi çaldığı davulun sesini uzaktan dinlemeyi nasıl başarabiliyor? 

YORUMLAR

  • 0 Yorum