Reklam
İsmail SERT

İsmail SERT


BAŞLANGIÇLAR İYİDİR

05 Mart 2021 - 12:34

2 Mart Salı günü ‘İnsan Hakları Eylem Planı’ açıklandı. 11 Temel ilke, 9 amaç belirlenmiş. 50 hedefle birlikte 393 faaliyet!...
Şimdilik kağıt üzerindeki halini konuşuyoruz.
Kucağında bebeği ile hapis yatan kadınlara özel oda imkanı verilecek.   
İşkence ve kötü muamele suçlarında zamanaşımı kalkacak.
Yargı mensuplarına coğrafi güvence verilecek.
Otel odalarından gece vakti gözaltına almalar son bulacak.   
İfade alma işlemi 7 gün 24 saat yapılabilecek.
Fikir ve ifade hürriyeti açık şekilde güvence altına alınacak.
Nefret suçu TCK'da tanımlanacak.
Her vatandaş kendi inancının dini bayramlarını özgürce yaşayabilecek.
Uzun yargılamadan doğan zararların giderilmesi için bir mekanizma kurulacak. 
Cezaevlerinin etkin denetlenmesi için STK’ların da katılacağı komisyon oluşturulacak.
Suçun şahsiliği öne çıkarılacak.
Lekelenme hakkının kapsamı genişletilecek.
Eşe karşı işlenen suçlarda öngörülen ağırlaştırıcı sebebin boşanmış eşi de kapsayacak.
Dosyalar için hedef süre konulacak.
Dahası da var.
18 aydır üzerinde çalışıldığını biliyorduk. Farklı toplum kesimlerinin temsilcileri ile uzun toplantılar yapılmış, görüşleri alınmıştı. Barolar, üniversiteler, STK’lar, siyasi partiler, sendikalar katkılarını sunmuşlardı. 
Ortaya evrensel standartları yakalamış, kapsamı geniş, detaylarıyla, diliyle sağlam bir plan çıkmış. Her şey yerli yerinde.
Uygulama sürecinin nasıl işleyeceği de belirlenmiş. ‘İzleme ve Değerlendirme Kurulu 2 yıl boyunca 4 aylık dönemlerde raporlar hazırlayacak. Raporlar yıllık olarak cumhurbaşkanlığı tarafından kamuoyuna açıklanacak.
Sırada, planın yasal düzenlemelerle desteklenmesi ve tabii ki uygulaması var. Şüphesiz uzun, çetrefilli ve zor bir yol. Ancak takdir etmek gerekir ki; bu düzeyde bir metnin ortaya çıkması da kolay değildi.
Dünya genelinde demokrasilerde ve insan hakları uygulamalarında kötüye gidiş var. Hangi ifadeyi tercih ederseniz edin; daralma, küçülme, düşüş… Sadece sicili zaten kötü olanlarda değil, insan haklarının öncüsü kabul edilen ülkelerde de sorunlar giderek büyüyor. Yönetim zorlukları baş gösterdikçe, ekonomik sorunlar arttıkça, göç dalgaları birbiri ardına geldikçe, terör belasının önü alınamadıkça, ülkelerin insan hakları karnelerindeki zayıf notlar çoğalıyor. Kısacası; demokrasi ve insan hakları kuşatma altında. Dolayısıyla yeni atılımlara her yerde ihtiyaç var.
Henüz ilk dakikada ‘oyunbozanlık’ yapanları anlamak mümkün değil. “Dağ fare doğurdu” eleştirisine sarılanlara, “bugüne kadar neredeydiniz?” sorgulamasından öteye geçemeyenlere, eylem sözcüğünü bozarak ‘eylen planı’ diyenlere takılmayabiliriz.
Başlangıçlar iyidir. Her defasında başa dönüyormuş gibi olsa da aslında değildir. Yeniden yeniden başlamak iyidir. Sadece bir ‘metin’ olarak ortaya konulsa da iyidir. Hatta AB’den fon alınarak yapılmış olsa dahi iyidir.
En mesafeli duranın bile takviminde o tarihe bir işaret koyması ve “haydi bakalım, devamını görelim” demesi beklenir. “Temel ilkeler eksik kalmış, bir ekleme de ben yapayım” demesi beklenir.
Başlayanlara şans vermek iyidir. Ortada referans bir metnin olması ve hükümetin kendisini bağlayacak bu metne imza atması iyidir. Net irade beyanı, niyetlenmek, niyetini ilan etmek, bunu kayda geçirmek iyidir.
Böylesine sıkı dokunmuş bir metin üzerinden yeni anayasaya uzanacak olma ihtimali daha iyidir.
Asıl izleme görevi ve sorumluluğu hepimizde olduğuna göre; geçmişe değil, geleceğe bakmak en iyisidir.
Başka bir ‘okuma’ yapıp bütün bu planı hükümetin kendisine dönük özeleştirisi olarak da görebilirsiniz. Aklınız ve gönlünüz orada dengesini buluyorsa o da kabul. Yeter ki; yönünüz geleceğe dönük olsun.
Ben planı kıymetli bulmakla birlikte ‘reform yorgunu’ olduklarını dile getirenleri saygıyla karşılıyorum. Ne söylenebilir? Belki şu: Cemrelerin düştüğü, havanın, suyun, toprağın ısındığı günlerdeyiz. Plan-cemre eşleştirmesi yapmayı deneyemez miyiz? Reform dediğimiz de zaten bir iklim değişikliği değil midir?

YORUMLAR

  • 0 Yorum