Reklam

Selçuk'taki doğal SİT alanı imara mı açılıyor?

İzmir Selçuk'taki Küçük Menderes Deltası doğal ait alanlarında statü değişikliğine gidildi. Şehir Plancıları Odası İzmir Şubesi, değişikliklerinin kamu yararına aykırı olduğunu ve uygulanması halinde doğada telafisi mümkün olmayan yıkımlara neden olacağını duyurdu.

Selçuk'taki doğal SİT alanı imara mı açılıyor?
29 Mayıs 2020 - 17:07

TMMOB Şehir Plancıları Odası İzmir Şubesi ülkenin önemli sulak alanlarından olan İzmir Selçuk'taki Küçük Menderes Deltası doğal alanlarının yapılaşma tehdidi ile karşı karşıya kaldığını açıkladı.

Konuyu yargıya taşıyacaklarını duyuran oda, "korunması gerekli doğal sit statüsündeki alanların doğal niteliklerinin bozulmasının önü açıldığını" belirterek, bilimsel koruma yaklaşımlarını hiçe sayar bir tutumla sermayeye kucak açıldığını vurguladı.

Odanın açıklamasının bir bölümü şöyle:

"Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından Selçuk İlçesi sınırları içerisinde yer alan 12. Grup Doğal Sit Alanları'nın koruma statülerinin 'Doğal Sit – Nitelikli Doğal Koruma Alanı' ve 'Doğal Sit – Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı' olarak tescil edilmesi çalışmaları da bahsi geçen sürecin devamı niteliğindedir. Gerçekleştirilen koruma statüsü değişiklikleri en başta; Bozdağlar’dan doğarak 175 km boyunca uzanan ve 8000 yıllık süreçte oluşan bir ekolojik koridor yaratan Küçük Menderes Nehri havzasında yer alan önemli doğa alanlarının biyolojik çeşitliliğinin (özellikle sadece bu bölgede yaşayan endemik bitki ve hayvan türlerinin) hızlıca yok olmasına neden olacak riskler taşımaktadır. Geldiğimiz süreçte Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın İzmir genelinde ekosistemin bütüncül olarak korunmasına darbe vuracak değişikliklerde ısrarcı olduğu, kamu ve doğa yararı ilkelerini ve bilimsel koruma yaklaşımlarını hiçe sayar bir tutumla sermayeye kucak açmakta olduğu, Selçuk ilçesi örneği ile bir kez daha görülmüş durumdadır.



Selçuk ilçesinde yer alan koruma alanlarının sit statülerinin yeniden belirlenmesine ilişkin (askıya çıkarılan işlemin ekinde bir adet pafta dışında herhangi bir veri, açıklama, bilimsel rapor bulunmamaktadır) onaylanan işlem dikkate alındığında;

  • Çamlık Köyü’nün güneydoğu kesiminde yerleşim alanının çeperinde yer alan 2.Derece Doğal Sit Alanı'nın, Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı'na dönüştürülmüş olduğu, yapılan değişiklikle bu bölgenin yapılaşmaya açılma riskinin oluştuğu,
  • Çamlık Köyü kuzeybatı kesiminde ise 2.Derece Doğal Sit Alanı olan bölgenin sit statüsünün tamamen kaldırılmış olduğu, yerleşim alanı çevresindeki bu kararın ilgili alanda yapılaşmanın önünü açacak nitelikte, rant odaklı olduğu,
  • En önemli değişikliklerden birisinin Zeytinköy’ün güneyindeki bölgede yapılmış olduğu, bu bölgenin koruma statüsünün 1.Derece Doğal Sit Alanı ve kısmen 2.Derece Doğal Sit Alanı statüsünden Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı statüsüne geçirilmesiyle; kesin koruma yasağının bulunduğu koruma statüsüden, yapılaşmaya olanak tanıyan bir statüye taşınmış olduğu,
  • Selçuk – Seferihisar yolu doğu ve batı bölgesinin sit statüsünün de 1. ve 2. Derece Doğal Sit Alanı statüsünden Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı Statüsüne dönüştürüldüğü ve bu bölgede sit dışına çıkarılan alanların yer aldığı,
  • Sulak Alan Koruma Bölgelerini kapsayan Küçük Menderes Nehri kuzey ve güney kesimini kapsayan Göller Bölgesi’nde 1.Derece Doğal Sit Alanı statüsünde bulunan 'Sulak Alan Koruma Bölgeleri'nin yeni irdelemeler sonucunda parçalı bir yaklaşımla değerlendirildiği ve bunun sonucunda alanın bir kısmı kesin korunacak hassas alanında kalırken, bir kısmının ise nitelikli doğal koruma alanı olarak belirlenmiş olduğu,
  • Sulak Alan Koruma Bölgelerini kapsayan Küçük Menderes Nehri kuzey ve güney kesimini kapsayan Göller Bölgesi’nde 1.Derece Doğal Sit Alanı sınırları kapsamında ayrıca 'Ekolojik Etkilenme Bölgeleri'nin de yer aldığı ancak Ekolojik Etkilenme Bölgesi Sınırı incelendiğinde, yapılan değişiklikte bu sınırın içinde kalan alanın küçük bir bölümünün 'kesin korunacak hassas alan' olarak belirlendiği, bölgenin büyük kısmının ise 1. Derece Doğal Sit Alanından 'nitelikli doğal koruma alanı' statüsüne düşürülmüş olduğu,
  • Küçük Menderes Deltası Sulak Alanları içinde belirlenen koruma statüsü farklılıklarının nasıl belirlenmiş olduğunun bilimsel gerekçelerle açıklanmamış olduğu, ekolojik etkileme bölge sınırı içindeki bazı kısımların yapılaşmaya olanak veren 'sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanı'nda kalmasına yol açan kararların bilimsel kriterlerle açıklanmasının zorunlu olduğu, yine bu bölgede Yaban Hayatı Koruma Bölgesini kapsayan sınır içerisinde farklı kategorilerin belirlenmiş olduğu; bu bölgenin bir bölümü kesin korunacak hassas alanında kalırken, önemli bir kısmının ise 'nitelikli doğal koruma alanında' kalmasının bütüncül koruma yaklaşımları açısından sorun oluşturacağı,
  • Bölgede bulunan bir başka koruma statüsüne sahip alan olan 'Meryemana Tabiat Parkı'nı kapsayan alanda yapılan değişiklikle bu bölgenin bir bölümünün tamamen doğal sit dışına çıkarıldığı, büyük bölümünde ise daha önce 1.Derece Doğal Sit Alanı statüsünde olan bölgelerin 'nitelikli doğal koruma alanı' olarak belirlenmiş olduğu,hususları tespit edilmiştir.

Yukarıda ifade edilen hususlar dikkate alındığında sit statüsünün yeniden belirlenmesine yönelik işlemin herhangi bilimsel dayanağının olup olmadığının tartışmalı olduğu görülmektedir. Gerçekleştirilen koruma statüsü değişikliklerinin özellikle yerleşim alanı çeperlerinde ve turizm alanı sınırları içinde yer alan bölgelerdeki doğal sit alanlarında yapılmış olması ayrıca düşündürücü bir durumdur ve korunması gereken alanlarda geri dönüşü olmayan kayıplara neden olacaktır.

Bahse konu sit statüsü değişikliklerinin; kamu yararına, koruma mevzuatına, şehircilik ilkelerine ve planlama esaslarına aykırı olduğu ve uygulanması halinde ileride doğada telafisi mümkün olmayan yıkımlara neden olacağı dikkate alınarak, TMMOB Şehir Plancıları Odası İzmir Şubesi olarak söz konusu işlemi yargıya taşıyacağımızı belirtiyor ve başta Selçuk halkı olmak üzere tüm halkımızı ve ilgili kurumları sürece dahil olmaya davet ediyoruz."


FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • HAKKI DOĞRU
    1 ay önce
    Yapilan yeni plan yaklaşık 50.000 dönüm alanı kapsıyor. Dünyanın Hiç bir yerinde bu büyüklükte bir hassas koruma alanı yok. Ayrıca sit derecesinin düşürülmesi veya kaldırılması söz konusu alana imar geleceği anlamı taşımaz. Imar farkli bir seydir. Öyle olsaydı sit olmayan heryerde imar olurdu. Yapilan değişiklik bilgenin çocukluğundaki tarım arazilerinde 33 yıldır 1. Derece doğal sit ibaresinin halkın korkmadan normal tarim arazilerindeki gibi tarım yapabileceği seviyeye cekmekten başka birşey değildir. Ayrica buradaki tarim arazileri tarım bakanliginin koruması altındadır. Burada yapılan sadece vatandaşın mağduriyetinin giderilmesidir. Ayrıca imar ihtiyacı olmadan hiçbir yerde 1000 lerce dönüm arazi imara açılmaz. Eger zaman içinde turizm ihtiyacı, devlet nezdinde başta ülke değerlerini ülke yararına sunma yatırımı doğaya zarar vermeden hızlandırma istihdama vs. Katkı sağlayacaksa buna hayır demek alenen devlet ve millete yapılan ihanettir.