Reklam

Akhisar'ın tarihine ve zeytinine sahip çıkan aile: Şerifoğlu

Bir zeytin işletmesine sahip köklü bir ailenin, yaşadıkları kentin tarihsel geçmişine sahip çıkması, koruması ve geleneğini sürdürmesi günümüzde ender bulunan değerlerden…

Akhisar'ın tarihine ve zeytinine sahip çıkan aile: Şerifoğlu
20 Kasım 2021 - 00:05 - Güncelleme: 20 Kasım 2021 - 00:19

HÜROL DAĞDELEN-Akhisar, Ege Bölgesi’nin önemli bir tarım ve ticaret kenti… Bölgenin en eski yerleşim kentlerinden… Yıllarca tütünün başkenti olan, tütün başfiyatının açıkladığı öncü kentlerden Akhisar, 2004 yılında alınan tütün kararlarından sonra zeytinciliğe yönelmiş bir büyük coğrafya…

Kent merkezinde 14 milyon, çevresiyle birlikte 20 milyon zeytin ağacının dikili olduğu özel bir şehirden söz ediyoruz.

Türkiye çapında 200 milyon zeytin ağacının bulunduğu düşünülürse Akhisar’ın önemi bir kez daha öne çıkıyor.

Peki bu nimet, bu topraklara ne zaman geldi, nasıl bu kadar yaygınlaştı biliyor muyuz?

Eni konu bir şeyler var bilgi dağarcığımızda ama tarihsel gerçekler, tanıkların ışığında bir başka yol çiziyor bizlere…

Önce birkaç önemli satır başı…


Halit Şerifoğlu ve kardeşi Şerif Şerifoğlu

AKHİSAR’DA GELENEKSEL ÜRETİM

Şerifoğlu Zeytinyağı Fabrikası, Akhisar’ın en eski işletmelerinden… 400 yıl önce Yunanistan’ın Yenişehir kentinden Akhisar’a göç eden Şerif ağa ailesinden bugüne gelen geleneksel bir marka…

Halit ve Şerif Şerifoğlu kardeşler, bu atadan miras kalan işletmelerini, geleneksel çizgiden ödül vermeden sürdürüyorlar. Amaçları, insanlarına sağlıklı ürünler sunmak…

Zaten işletmeye girdiğinizde bu fark ortaya çıkıyor. Hemen şunu söyleyeyim, çok temiz bir işletme…

Daha kapıdan içeri girdiğinizde insanı ferahlatan bir koku sarıyor sizi, doğallığın kokusu bu… Zeytin işleme makineleri tertemiz… Dokunduğunuzda elinize ne bir toz ne de yağ birikintisi geliyor. Makineler fabrikadan çıktığı gibi, tertemiz.

Bu da güven veriyor insana, çünkü öncelikle zeytinyağı üretimi hijyenik olmak zorunda…


Manşet Türkiye imtiyaz sahibi Hasan Çölmekçi

Halit bey ailenin büyüğü…

Önce o söz alıyor ve işletme hakkında bilgi veriyor;

“1980’lerde zeytin yetiştiriciliği ilçemizde patlama yaptı. 1984 yılında fabrikamızı kurduk ve 1986’da zeytine girdik… Atalarımız yıllarca un üretiminde çalıştı, bizler zeytine yöneldik. Günde ortalama 180 ton zeytin işliyoruz. Yıllık üretimimiz ise 2500-3000 ton… Her zeytinyağı işletmesi bizim için önemlidir ancak sizin farkınız nedir diye soruyorsanız, biz zeytini erken topluyoruz, önceliğimiz hijyen ve 1. Kalite olması.. Belli köylerden, 2500 yıllık ağaçlardan zeytin topluyoruz. Zeytinyağını genellikle Domat ve Edremit zeytinlerinden üretiyoruz.”

Akhisar’ın bu köklü ailesini tanıdıktan sonra, tanıkların ifadesiyle bazı tarihsel gerçekleri öğrenmeye geliyor sıra…

Çünkü bize anlatılanlardan çok farklı ayrıntılar var bu sözlerde…

GERÇEKLERE TANIK OLMAK…

Bir Halit Şerifoğlu alıyor sözü, bir de Şerif Şerifoğlu… İkisi de çok mütevazi insanlar, heyecanla Akhisar’ın toplumsal tarihini anlatıyorlar bize…

Bizlerde bir heyecan…

Bir kere, Türkler ve Rumların dostça, kardeşçe yaşadığı topraklarmış Akhisar… Cumhuriyet’ten önce Akhisar’ın nüfusu yarı yarıyaymış… 2500 Rum, 2500 Türk…

Halit bey, “Bizlere büyüklerimizin anlattığına göre, Türk ve Rumlar, yüzyıllarca dayanışma içinde yaşamış bu topraklarda… Kız alıp kız vermişler, ortak ürünlerini paylaşmışlar… Komşuluk ilişkileri akraba gibiymiş… Türkler daha çok bağcılıkla ilgilenirken, Yunanlılar bu topraklara zeytin ağacı dikmiş… Yunanistan’daki akrabalarından zeytin fidanı istemiş, ekmişler, yetiştirmişler. Türkler zeytine yabancıymış.. Bizimkiler, Rum komşularından zeytin alıyormuş, onlar da üzüm… Bu komşuluk ilişkisi yıllarca devam etmiş… Taa ki 1.Dünya Savaşı‘na kadar… Yunan askeri, Akhisar’a girince-ki komutanı da Akhisar doğumluymuş- onları Yunanlılar karşılamış, Türkleri zulümden korumuşlar… Kemal Tahir’in Yorgun Savaşçı kitabında, Türklerin Yunan askerlerini Yunan bayrağıyla karşıladığı iddiası var,  bu tamamen yanlış… Karşılayanlar Rumlar, Türk komşularına zarar gelmesin diye… Yunan ordusu ayrılınca bu kez Türk çeteler basmış Akhisar’ı… Bu sefer Türkler korumuş Yunan komşularını. Böylesine iç içe geçmiş bir toplumsal ilişki varmış… Savaş nedeniyle toplam nüfus o yıllarda 2900’e düşmüş, çoğu yaşlı… Mübadele sırasında Yunanistan’a göç eden Rumların kız ve erkek çocuklarını Türkler evlat edinmiş… Onları yetiştirmiş… Sonra ailelerine göndermişler” diyor.

AKHİSAR’IN İLK BELEDİYE BAŞKANI

Daha sonra söz alan Şerif Şerifoğlu da “Akhisar’ın ilk belediye başkanı dedemiz” diye giriyor söze ve bazı ilginç ayrıntılar aktarıyor:

“Dedem, Şerifzade Emin Ali bey, Akhisar’ın ilk belediye reisi… 1921 yılından önce 6 ay Türkler 6 ay Rumlar yönetmiş belediyeyi… Cumhuriyet ilan edildikten sonra da uzun yıllar dedem yönetti. Onun yaşadığı evin, eşyalarıyla birlikte müze olması için Akhisar Belediyesi ile anlaştık. Yakında hayata geçireceğiz.

Bu arada ünlü Yunan armatör Aristotle Onasis de Akhisar’da yaşadı, Halit dedemin sınıf arkadaşıdır. Onasis 11 yaşına kadar burada kaldı sonra Yunanıstan’a göç etti ailesiyle… Oturdukları ev şu anda müze.”

Bir zeytin işletmesine sahip köklü bir ailenin, yaşadıkları kentin tarihsel geçmişine sahip çıkması, toprağını ve zeytinini koruması ve geleneğini sürdürmesi günümüzde ender bulunan değerlerden…

Bir gün market raflarında Şerifoğlu Zeytinyağı’nı görürseniz, emek ve hijyen aklınıza gelsin; bir de 600 yıllık tarihe sahip çıkan bir aile…

O aileler sayesinde Türkiye, sarsılmaz bir şekilde ayakta…


YORUMLAR

  • 0 Yorum