Veriler istihbarat bilgisi olarak kullanılabilir

Ekim ayı, 2004 yılından bu yana birçok ülkede 'Siber Güvenlik Farkındalık Ayı' olarak değerlendiriliyor. Yaşar Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ahmet Koltuksuz da, son olarak Facebook ve bağlı uygulamaları Instagram ile WhatsApp'ta yaşanan erişim sıkıntısının siber güvenliğin önemini bir kez daha ortaya koyduğunu belirtti.

Veriler istihbarat bilgisi olarak kullanılabilir
11 Ekim 2021 - 10:31 - Güncelleme: 11 Ekim 2021 - 10:35
Koltuksuz, "Her türlü verimiz bu uygulamalarda; ancak kontrolü bizde değil. Veri ile bilginin 21. yüzyılın en büyük güç ve silahı olduğunu bilip bu yönde milletin bilgi ve bilinç düzeyinin artması gerekiyor" dedi.

Siber güvenlikte en önemli noktanın bilinçlenme olduğunu ifade eden Yaşar Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ahmet Koltuksuz, veri ve bilginin önemini bilerek hareket etmemiz gerektiğini söyledi.

Doç. Dr. Koltuksuz, dünyada milyarlarca kullanıcısı bulunan Facebook ve bağlı uygulamaları Instagram ile WhatsApp'ta yaşanan kesintiyi hatırlatarak, "Kanaatimce bu bir siber saldırı değil. Sistem erişime kapandı, birçok açıklama yapıldı, milyar dolar kaybedildi denildi. Konuşulması gereken ne olduğu değil, bizim bu aşamadan sonra ne yapmamız gerektiği? Bu süreçte elinizde bireysel ya da ülke olarak bir kontrol yok. Bu sistemleri kullandığınız zaman ki zaten en başta bu programı indirirken ve kullanırken neredeyse tüm kişisel verileriniz dahil olmak üzere gönüllü olarak erişim izni veriyorsunuz. Her türlü bilginize, telefonunuzdaki tüm her şeye ulaşabiliyor, anahtarını elinizle teslim ediyorsunuz. 21. yüzyılın en büyük güç ve silahı büyük verinin kontrolü onlarda. Başka ülkelere ya da firmalara ticari amaçlı satabilir, veriyi işleyip anlamlı hale getirerek istihbarat bilgisi olarak kendi ülkelerinin menfaati için kullanabilirler. Geçmişte yaşanan ve kişisel verilerin gizliliğini ihlal ederek kullanıcı bilgileri ile ABD seçimlerini etkileyen Cambridge Analytica skandalı buna iyi bir örnek" diye konuştu.

"İki kişi arasındaki haberleşme, ülkemizde de anayasal teminat altında"

Doç. Dr. Ahmet Koltuksuz, "Ülkemizde sosyal medyanın ve WhatsApp vb. haberleşme programlarının resmi işlerde kullanılması yasak; ancak baktığımızda uygulamada ne kadar buna uyulduğu tartışılır. İki kişi arasındaki haberleşme, ülkemizde de anayasal teminat altında. Siz bunu 3'üncü kişiye teslim ediyorsanız, yasalarla onu korumasını beklersiniz; ancak bu haberleşmeyi sağlayan kurum fiziksel olarak Türkiye'nin dışında. Haberleşme içerikleriniz, her türlü bilgileriniz firmaların serverlarında. 'Benim bilgilerimi alıp ne yapsınlar' diye düşünebilirsiniz; ancak devletin veya özel sektörün karar vericilerinden biriyseniz size ait olmayan ortamlarda bilgi paylaşmanız, onu dışarıya aktardığınız anlamına gelmekte. Bu programın verdiğiniz izinlerle telefonunuzdaki her türlü veriye de ulaşılabildiği düşünüldüğünde bunun ne kadar kritik problemler çıkarabileceğinin de bilinmesi gerekir. Nerede olursa olsun veriyi, bilgiyi paylaşmamak gerektiğini, korumayı bilmemiz lazım. En kritik nokta bu" dedi.

Doç. Dr. Koltuksuz "Alternatif sistemleri kurmamız lazım, sosyal medya ve haberleşme dahil kendi altyapımızı kurmamız ve kullanmamız gerekiyor. Bu ülkenin elinin altında her türlü imkân var teknolojik açıdan. Uydu, teknik yeterlilik, yetişmiş personel vs. bir sıkıntımız yok. Çağımızda en büyük güç bilgiyse altyapının da bizden olması gerekiyor. Bilgilerimizi ve büyük veriyi kaptırmamak lazım. Bilgileri kendi data programlarımızda depolamalıyız. Gerek donanım gerekse yazılım alanındaki sistemleri kendimiz üretmemiz stratejik öneme sahip. Bu noktada milletin bilgi ve bilinç düzeyini artması en önemli husus. Bunlarla beraber özeni elden bırakmamak, neye neden izin verdiğimizi ve nelere yol açabileceğinin farkında olmamız gerekiyor. Devlet de bu konuda aynı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu vb. olduğu gibi belki ekstra yasal düzenlemeler yapılabilir" diye konuştu.

Siber dolandırıcılık vb. olayların vatandaşlarda gereken bilinç oluştuğunda çok büyük ölçüde ortadan kalkacağını da ifade eden Ahmet Koltuksuz, "Her şeyden önce siber tehditlere karşı bir bilinçlenme gerekiyor, sonrasında da kademe kademe hepimizin yapması gereken birçok iş var. Örneğin; 4. sınıftan itibaren çocuklarımızı siber güvenlik konusunda eğitmeye başlamalıyız. Kısa dönemde bilinçlenme için de akademisyenlerden uzmanlara kadar herkesin katılımıyla toplumun büyük kesimine ulaşacak eğitim programları düzenlenebilir. Bunun için kitle iletişim araçları kullanılabilir. Kısaca ülkemizdeki herkesin bu işe gönül vermesi gerekmekte" dedi.

YORUMLAR

  • 0 Yorum