Noni'shouse'da Keyif ve Heyecan Veren 8 Yıl

2014 Yılında Çeşme Ovacık’da küçük bir bağ evinin bahçesinde başlayan Noni’shouse’un hikayesi sekizinci sezonununda da aynı heyecan ve keyifle devam ediyor.

Noni'shouse'da Keyif ve Heyecan Veren 8 Yıl
18 Ağustos 2021 - 10:39 - Güncelleme: 18 Ağustos 2021 - 12:29
Noni’shouse’un ismini çok sevdiği goldenretriever cinsi köpeğinin isminden geldiğini ve Noni’nin evi anlamını taşıdığını belirten Selin Solmazer kendisi dahil burada bulunan herkesin misafir olduğunu söyledi. Noni’nin büyük patron ve ev sahibi olduğuna vurgu yapan Solmazer, “Bu kadar sevilen ve tanınan bir patronumuz ve evsahibimiz olduğu için ekip olarak çok mutluyuz. Kapıdan giren çocuk veya yetişkin herkes Noni nerde diye soruyor” dedi.



Yıllar önce içindeki yaratıcılığı, evde en çok sevdiği yer olan mutfakta elindeki malzemeler ile nasıl maksimum lezzeti yakalayabilirim düşüncesi ile Nonihouse’un doğduğuna dikkat çeken Selin Solmazer, Noni’shouse’un mutfağında hiç durmadan çalışan, kendini geliştiren ve yeni tarifler çıkarıp beğenilince müthiş mutlu olan bir kadın olduğunu ve bu hislerle yaşadığı için kendini hem mutlu hem de şanslı hissettiğini aktardı.
Solmazer, “Çünkü böylesine küçük ama önemli detaylar ile kendini tamamlanmış hisseden kaç kişi var ki çevremizde? İnanın her yurt dışı seyahatimden büyük valizlerde ağzı tıka basa burada bulamadığım mutfak araç gereçleri, soslar ve malzemeler ile dolu dönüyorum. Bu bana ayrı bir keyif veriyor.

İsteseydim herşey olabilirdim ama ben sadece kendi mutfağımın kendi zevk aldığım lezzetlerini pişiren şefi olmayı tercih ettim. Bu bir yaşam şekli aynı zamanda ve burada tercih edip yaşadığım hayatın benim için değeri ayrı. En çok da, bu nedenle küçük ve butik lezzetlerin sunulduğu bir mekan sahibi olarak Çeşme’de varlığımı başarıyla sürdürmek tek isteğim. Noni’shouse da, kendimi özgür, yaratıcı, bağımsız aynı zamanda bir anne gibi hissediyorum. Her yıl minik minik dokunuşlar ile onun büyüdüğünü, geliştiğini, güzelleştiğini görmek göğsümü kabartıyor. Öyle güzel bir çocuk yaptım ki, bunu ancak benim gibi hissedebilen insanlar anlayabilir.



Değerli olmak, benim için kusursuz olmak demek değil. Ne var ki kusursuz olarak bu hayatta? Süreklilik, istikrar, gelişime açık olmak, vazgeçmeden sürekli yapabileceğimizin en iyisini yapmaya çalışmak, kendini geliştirip güzelleştirebilmek ve sonucu akışa bırakabilmek benim için en değerli olan.
İşte bir yeri mekan olarak kusursuz kılan en önemli ayrıcalık bu. Belki de gelen müdavimlerimizin bize bu kadar sadık olmasının ve bizi bu kadar sevmelerinin nedeni bu sebeplerin birleşimidir… Kendim yemediğim hiç bir malzemeyi mutfağımda kullanmıyorum. Zaten evim burası, evimde ne yiyip içiyorsam onları misafirlerimize sunuyoruz.



Bahçemiz ve ambiyansımız çok güzel, tıpkı küçük bir cennet gibi.
Tertemiz, sakin, huzurlu, keyifli, ambiansı ve doğallığı muhteşem bir bahçede tüm samimiyetim ile karakter olarak bana uyan, benim başımı yere eğmeyecek eğitimde  ve disiplinde gençlerden oluşan bir ekip ile beraber çalışıyorum.



Taş fırında odun ateşinde pişen ekşi mayalı napoli usulü pizza çeşitlerimiz, yine odun ateşinde pişen kuzu inciklerimiz, keşkekimiz, ata kökenlerimden gelen giritli mezelerimiz, zeytinyağlılarımız, nonisburger, yaprak ciğer ve özel soslu falafel gibi ara sıcaklarımızla, çeşme limonundan yaptığımız limonlu mereng, çikolatalı sufle veya browni cheesecake gibi tatlılarımız gibi kendini yenileyen eşsiz lezzetlerimiz ile en az kahvaltımız kadar diğer öğünler içinde iddialıyız.”


YORUMLAR

  • 0 Yorum