• Reklam

HATAY: KÜLLERİNDEN DOĞAN ŞEHİR VE ADANMIŞ BİR VALİNİN DESTANI

HATAY: KÜLLERİNDEN DOĞAN ŞEHİR VE ADANMIŞ BİR VALİNİN DESTANI
10 Şubat 2026 - 14:43 - Güncelleme: 10 Şubat 2026 - 14:56
SEZER ALTAN YAZDI

HATAY: KÜLLERİNDEN DOĞAN ŞEHİR VE ADANMIŞ BİR VALİNİN DESTANI
Hatay…
Tarihin omuzlarına hem acıyı hem umudu aynı anda yükleyebilen nadir şehirlerden biri.
Medeniyetlerin birbirine selam verdiği, taşın hafızaya, toprağın kimliğe dönüştüğü kadim bir bellek…
6 Şubat 2023’te yaşanan büyük felaketin üzerinden üç yıl geçti.
Ama Hatay’da zaman sadece akmadı; yeniden yoğruldu, yeniden anlam kazandı.
Bu topraklara otuz yıl önce genç bir mühendis olarak ilk kez gelmiştim. Yıllar sonra, depremin üçüncü yılı anma programı için yeniden geldiğimde gördüğüm şey sadece yükselen binalar değildi.
Gördüğüm; ayağa kalkmış bir irade, dirilmiş bir ruh, toparlanmış bir milletti.
Ve bu dirilişin tam merkezinde bir isim vardı:
Hatay Valisi Mustafa Masatlı.
Kendini tek bir cümleyle tarif ediyor: “Atanmış değil, adanmış bir valiyim.”Bu söz bir slogan değil.Bu söz; Hatay’ın sokaklarında,şantiyelerinde, konteyner kentlerinde, yetim gözlerinde, yıkıntıların arasından filizlenen umutlarda ete kemiğe bürünmüş bir hakikattir.Devlet imkânlarında tasarrufu ilke edinen, kalkınmayı önceleyen, eğitimi ve çağdaşlaşmayı bir lüks değil zorunluluk olarak gören bir yönetim anlayışı…
Mustafa Masatlı’nın adı; görev yaptığı her yerde, bıraktığı eserlerle, bürokraside oluşturduğu ekolle ve dokunduğu binlerce insanın gönlünde yaşamaktadır. O, önce işini sever. Sonra devletine inanır.Ardından inandığı değerler uğruna azimle, sabırla, gece gündüz demeden millet için çalışır. Ve işte tam da bu yüzden başarı, onun için bir hedef değil; doğal bir sonuçtur. Ancak onu farklı kılan yalnızca çalışkanlığı değildir.
Sayın Vali, bilimin ışığında yürümeyi, bilim insanına saygıyı, aklı ve veriyi merkeze almayı bir yönetim ilkesi olarak benimsemiştir. Bu yüzden, bilimsel hayatında pek çok başarıya imza atmış, vizyonu ve akademik birikimiyle topluma değer katan Prof. Dr. Levent Eraslan gibi kıymetli bir bilim insanıyla yol yürümektedir. Bu tercihin adı tesadüf değil; bilinçtir, vizyondur, geleceği okuma cesaretidir.


Bugün kamu yönetimi, hızla değişen çevre koşulları karşısında dönüşmek zorundadır.Geleneksel yönetim anlayışından yeni kamu yönetimine geçiş, yalnızca yöntem değişikliği değil; bir zihniyet ve kültür değişimi gerektirir. Bu değişimi gerçekleştirebilecek olanlar ise devleti sadece mevzuatla değil, vicdanla ve bilimle de okuyabilen liderlerdir.
İşte Mustafa Masatlı, tam da bu liderlik tarifinin karşılığıdır. Kamu yönetimini bilen, devleti en iyi şekilde temsil eden, ama aynı zamanda devletin o sevecen, o babacan yüzünü vatandaşına hissettiren bir idareci… Mevzuatı insanla buluşturan, kuralı adaletle yoğuran, bürokrasiyi halka yaklaştıran bir devlet adamı…Hatay’a geldiğimi söylediğimde, bu toprakların yetiştirdiği bir başka kıymetli devlet adamı, Bor Kaymakamı Gökhan Görgülüarslan, tek cümleyle selamını iletmemi istedi: “Vali Mustafa Masatlı’ya selamımı söyle… Adam gibi adamdır.” Bazen bir cümle, sayfalarca övgüden daha ağır gelir. Bu da onlardan biridir.



6 Şubat depremleri, Hatay için sadece bir afet değildi.Bu, tarihin nadir yazdığı büyüklükte bir imtihandı. Vali Masatlı’nın ifadesiyle; hayatın her yönünü sarsan bir sınavdı bu. Ama bu sınavda devletin kudreti ile milletin iradesi, bir kez daha ayrılmaz bir bütün olarak tecelli etti. Soğuk, mesafeli bir bürokrasi yoktu. Sahaya inen, el uzatan, göz göze gelen bir devlet vardı.
Hatay, tarih boyunca defalarca yıkıldı. Ve her seferinde küllerinden yeniden doğmayı bildi. Bugün yaşanan da bundan farklı değil. Ama bu kez farkı yaratan şey; sürecin yalnızca bir “afet yönetimi” değil; toplumsal bir yeniden kurulum olarak ele alınmış olmasıdır. Vali Masatlı’nın cümlesi bu ruhu tek nefeste anlatır: “Sadece taş üstüne taş koymadık; can üstüne can, umut üstüne umut ekledik.” Bu söz, Afette Hatay Modelinin özüdür.bİnsanı merkeze alan, sahayı doğru okuyan, geleceği bugünden inşa eden bir anlayış…
Enkaza atanmış bir vali.
Vali beyin icraatlarının altında, yılların deneyimlerinden hareketle geliştirilen Afette Hatay Modeli, halk arasında da “Masatlı Modeli” olarak anılan bir sistematiğe dönüşmüştür.
Bu model, yalnızca afet yönetimi değil; toplumsal yeniden kurulumun, insanı merkeze alan bir vizyonun somut tezahürüdür.
41 milyon ton enkaz kaldırıldı.
Türkiye’nin en büyük atık su tüneli Hatay’da yükseldi. Türkiye’nin en büyük organize sanayi bölgelerinden biri bu topraklarda hayat buluyor.
Ama asıl büyük inşa, rakamlarla ölçülemeyendir.
Engelli Sosyal Girişimcilik Merkezi’nde, uzuvlarını kaybeden çocuklar yeniden hayata tutunuyor.
“Yüreğimizdeki Işık Projesi” ile 8 bin 850 öksüz ve yetim çocuk, yalnız olmadığını öğreniyor.
Kadınlar için açılan atölyeler, kooperatifler; sadece iş değil, onur, özgüven ve umut üretiyor.
Ve Hatay’ın simge yapıları…
Habib-i Neccar Camii…
Hatay Devleti Meclis Binası…
Her biri arkeolojik bir hassasiyetle, tarih bilinciyle, aslına sadık kalınarak yeniden ayağa kaldırıldı.
Bu açılışlar sadece birer yapı teslimi değil; milli iradenin, medeniyet hafızasının ve inancın yeniden dirilişidir.
Vali Masatlı’nın durduğu yer nettir: “Buraya yapılacak en büyük kötülük, insanların moralini bozmaktır.”bHatay’da kimse toprağını terk etmedi. Kimse ata yurdunu bırakmadı.Bu şehir, insanıyla birlikte ayağa kalkıyor.
Mustafa Masatlı; devletin Hatay’daki sıcak eli, gülümseyen yüzü, vicdanıdır.
SON SÖZ
Hatay bugün yeniden nefes alıyorsa; bu sadece yükselen binaların değil, ayağa kalkan bir vicdanın eseridir.
Ve bilinmelidir ki bazı insanlar görev yapmaz; iz bırakır.
Bazı şehirler onarılmaz; yeniden doğar.
Hatay yeniden doğduysa, bu doğuşun tarihinde adanmış bir iradenin, susmadan çalışan bir devlet aklının ve milletine yüreğini koymuş bir valinin imzası vardır.
Bu topraklar unutur gibi yapar ama asla unutmaz.
Ve Hatay, adını hafızasına yazdığı evlatlarını, zamanı geldiğinde tarihe mühürler.

YORUMLAR

  • 0 Yorum