• Reklam

Buca Cezaevi yıkıldı, karar yeni çıktı

Buca Cezaevi geride kalan yıl çıkan kararın ardından yıkılmıştı. İzmir Barosu asbest önlemleri alınmadığı gerekçesiyle yıkım faaliyetleri için durdurulması dava açmıştı. Yıkımın durdurulmasına ilişkin herhangi bir karar vermeyen mahkeme, ancak yıkım işlemi tamamlandıktan sonra davanın kabulüne ve ihale işleminin iptaline karar verdi.

Buca Cezaevi yıkıldı, karar yeni çıktı
19 Ağustos 2022 - 16:00

Kent gündemini yıllarca meşgul eden Buca Cezaevi geride kalan yıl çıkan kararın ardından yıkılmıştı. 
Süreçte İzmir Barosu asbest önlemleri alınmadığı gerekçesiyle yıkım faaliyetleri için durdurulması dava açmıştı. Yıkımın durdurulmasına ilişkin herhangi bir karar vermeyen mahkeme, ancak yıkım işlemi tamamlandıktan sonra davanın kabulüne ve ihale işleminin iptaline karar verdi.

İzmir Barosu tarafından yapılan açıklamada yargı sürecine ilişkin olarak detaylı bilgilendirmede bulunuldu. 

Açıklamada, "İzmir Barosu tarafından açılan davada; ihalenin 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'na, İhale Hukukunun temel ilkelerinden Rekabet İlkesine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 56'ncı maddesine, Binaların Yıkılması Hakkında Yönetmeliğin 16'ncı maddesine, Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği'nin 25'inci maddesine, Çevre Kanunu'na ve Atıkların Düzenli Depolanmasına Dair Yönetmelik hükümlerine aykırılık teşkil ettiği, şartname ile ihaleye katılımın daraltılmak suretiyle rekabet ilkesine aykırı davranıldığı, ihalede yıkım işi verilen firmanın hurda karşılığı yıkım işi şartnamesine aykırı olarak çevrenin korunması (asbest, gürültü, çevre kirliliği vb.) hususunda gerekli özeni göstermediği ve derhal yıkım işlemine başladığı, imalatında asbest kullanıldığı sabit olan ihale konusu yıkım işinde teknik şartnamede asbestli yapıların yıkılmasına yönelik tedbirlere yer verilmediği, yıkımın bu haliyle gerçekleşmesi halinde cezaevi çevresinde ikamet edenlerde ve bu yıkımda çalışacak işçilerde serbest asbest liflerine maruz kalınması neticesinde çeşitli hastalıkların doğacağı ileri sürülmüştü" ifadelerine yer verildi. 

MAHKEME: ASBESTLİ YAPILARIN YIKIMI ÖZEL BİR NİTELİK TAŞIR! 
Baro'dan yapılan açıklamaya göre asbestli yapıların yıkımı işinin özel bir nitelik taşıdığı ve bu hususta dikkat edilmesi gereken kuralların daha ayrıntılı düzenlendiğini ifade eden İzmir 2.İdare Mahkemesi; kararında, “Gerek çalışanların gerekse kamu sağlığının doğrudan ve ciddi düzeyde olumsuz etkileneceği dikkate alındığında, yıkıma başlamadan önce yıkım izni alınması gerektiğine veya yıkıma başlanılmadan önce asbestli imalatın var olup olmadığı, varsa asbest içeren imalatlar için asbestin türünü, miktarını ve yerini belirlemeye yönelik envanter çalışması yapılmasının zorunlu olduğu, asbest ve diğer benzeri tehlikeli atıkların diğer atıklardan ayrı ve buna münhasır personel ve ekipmanlarla ayrıştırılması zorunluluğunun anılan mevzuatta yer aldığı halde, bu hususlara ilişkin olarak uyuşmazlık konusu ihaleye ait idari şartnamede yer verilmediği görülmektedir” ifadelerine yer vererek ihaleyi iptal etti.

"KRİTİK BİR KARAR" 
İzmir Barosu Yönetim Kurulu üyesi Şefika Yıldırım Sert tarafından yapılan değerlendirmede, kararın ihaledeki hukuksuzluğu tescil etmesi açısından sevindirici olduğuna vurgu yapıldı. Açıklamada aşağıdaki ifadelere yer verildi: Maalesef adalet yine geç geldi. Dava dilekçesinde ortaya koyduğumuz hususlar tümüyle yaşam hakkıyla ilintili olmasına ve yıkım sürecinin kontrolsüz  biçimde başlatıldığına ilişkin tüm delilleri sunmamıza rağmen yıkım tüm hızıyla sürmüş ve tamamlanmıştır. Bu olay bir kez daha göstermiştir ki; yargı sistemindeki hantallık hukuksuzluğun ve özellikle idarenin hukuka aykırı eylemlerinin payandası olmaktadır. Talebimize ve ortaya koyduğumuz tüm delillere rağmen ‘yürütmeyi durdurma’ kararı verilmediğinden, ihale ile öngörülen yıkım kararı uygulanmış ve yıkım işlemi sonuçlanmıştır. Deyim yerindeyse yargı bir kez daha hukuksuzluğa yenik düşmüştür.  Temennimiz iki yönlüdür; birincisi, idarenin bundan sonra bu tür eylem ve işlemlerinde hukuka uygun davranması, oldu bitti yaratmadan, öncelikle halk sağlığı ve kamu yararını düşünerek hareket etmesi, ikincisi ise idarenin hukuka aykırı eylemleri konusunda tek güvence olan yargının daha hızlı çalışması ve özellikle de yaşam hakkı ile ilintili konularda, uygulandıktan sonra iptali mümkün olmayan işlemler yönünden yürütmenin durdurulması kararlarında daha titiz ve hızlı davranmasıdır.  Son olarak; mahkemenin asbestli binaların yıkımına dair kararı, son derece kritik ve sonrası için emsal oluşturacak bir karardır. Her ne kadar ihaleyi alan firma tarafından yıkım gerçekleştirilmişse de kararın kesinleşmesi ile birlikte sorumlular hakkında hukuki ve cezai süreci devam ettirmekte kararlıyız... (Gerçekizmir)


YORUMLAR

  • 0 Yorum