Başkan Narlı: Konuşmuyoruz, hizmet ediyoruz
AK Parti İzmir Tanıtım Medya'dan sorumlu İl Başkan Yardımcısı Safa Narlı, Manşet Türkiye'ye konuştu. Narlı, "Biz parti olarak konuşmuyoruz, inşa ediyoruz!” diyerek, İzmir için vizyon projeler ve önümüzdeki on yılın hedeflerini anlattı.
02 Mart 2026 - 14:11 - Güncelleme: 02 Mart 2026 - 15:45
RÖPORTAJ: MARIA PAȘCALĂU
AK Parti İzmir İl Tanıtım ve Medya Başkanı Safa Narlı, siyasi yolculuğunu, partinin bölgede elde ettiği başarıları ve şehrin geleceğine dair vizyonunu anlattı. Sivil toplum alanında sağlam bir deneyime ve Milli Görüş Hareketi’nin değerleriyle yakın bir bağa sahip olan Narlı, AK Parti’nin başarısını vatandaşlara somut hizmetler sunarak ve halkla doğrudan, şeffaf bir iletişim kurarak nasıl inşa ettiğini açıkladı.
1. Adalet ve Kalkınma Partisi’ne katılmaya nasıl karar verdiniz ve aktif bir üye olmanız için sizi motive eden neydi?
Biz Sayın Cumhurbaşkanımızın izinden gidiyoruz…
Bu ifadenin ne anlama geldiğini açıklamak isterim. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Cumhuriyet tarihimizin en zorlu ve keskin dönemlerinde Milli Görüş çizgisinde; Akıncılar Derneği ve Milli Türk Talebe Birliği gibi sivil toplum kuruluşlarında mücadelesine başlamıştır. Ardından, mekânı cennet olsun Necmettin Erbakan hocamızla yolları kesişmiş; Milli Selamet Partisi döneminde aktif siyasete ilk adımını atmıştır. Sayın Cumhurbaşkanımızın böylesine ferasetli ve güçlü bir lider olmasında, sivil toplumun içinden yetişmiş olmasının; mahalle mahalle, hane hane çalışarak milletle doğrudan temas kurmasının büyük payı vardır.
Bizler de Sayın Cumhurbaşkanımızın ve İl Başkanımız Sayın Bilal Saygılı’nın yetiştiği; Erbakan hocamızdan bizlere miras kalan Milli Görüş mektebinin terbiyesiyle siyasete adım attık. Anadolu Gençlik Derneği, Erbakan hocamızın öncülüğünde kurulmuş; Sayın Cumhurbaşkanımız gibi birçok gencin yetişmesine vesile olmuş kıymetli bir gençlik sivil toplum kuruluşudur. Ben de bu dava ocağında İzmir İl Başkanlığı ve Genel Başkan Yardımcılığı görevlerinde bulunma şerefine nail oldum. Sayın Cumhurbaşkanımız nasıl ki sivil toplumdaki mücadelesinin ardından siyasete geçmişse; ben de sivil toplumdaki vazifemde edindiğim tecrübelerle, artık gömleğin dar geldiğini hissederek; Milli Görüş çizgisini ve Erbakan hocamızın hayallerini bugün hayata geçiren AK Parti çatısı altında siyaset yapmaya karar verdim.
2. AK Parti İzmir Tanıtım ve Medyadan Sorumlu Başkan olarak bugüne kadar görev sürenizin başlıca öncelikleri neler oldu?
Bu soruya çok net bir cevap vermek isterim. Bizim derdimiz polemik değil, İzmir’e yapılan hizmetleri anlatmak. Ama ne yazık ki "engelleniyoruz" söylemi özellikle Cumhuriyet Halk Partisi tarafından İzmir’de adeta ezbere söylenen bir cümle hâline geldi. Ben göreve geldiğim gün kendi kendime şunu söyledim: Bu şehirde kim İzmirliyi yanlış bilgilendiriyorsa, kim algıyla siyaset yapıyorsa, biz doğruları tek tek anlatacağız. Tartışarak değil, yapılan işleri göstererek konuşacağız. Bakın, İzmir’e dev bir şehir hastanesi kazandırıldı. Selçuk’ta yeni devlet hastanesi açılıyor. Dikili Devlet Hastanesi 1 Mart 2026 itibarıyla hizmete giriyor. Ulaşımda Konak Tüneli ortada. Deprem sonrası Bayraklı’da yapılan konutlar ortada. Yangından etkilenen vatandaşlarımız için Ödemiş’te inşa edilen afet evleri ortada. Bergama Millet Bahçesi ortada. Bunlar laf değil, eser.
Bugün İzmir’in hangi ilçesine giderseniz gidin, AK Parti’nin dokunduğu bir hizmeti mutlaka görürsünüz. Üstelik sadece yapılanlar değil, hâlen devam eden hastaneler, okullar, yollar, gençlik merkezleri var. Şimdi soruyorum: Sürekli “engelleniyoruz” demek mi hizmettir, yoksa şehre eser kazandırmak mı? Bizim Tanıtım ve Medya Başkanlığı olarak görevimiz çok net: Yapılan hizmetleri gizlemeye çalışanlara karşı doğruları anlatmak. AK Parti hükümetlerinin İzmir’e kazandırdıklarını hemşehrilerimizle paylaşmak. Bir diğer sorumluluğumuz ise, İzmir’in yıllardır "nasıl olsa kazanıyoruz" anlayışıyla nasıl hizmetten mahrum bırakıldığını hemşehrilerimize anlatmaktır. İlk seçimde gerçekleşecek bir yerel yönetim değişikliğiyle İzmir’i gerçek belediyecilikle, gerçek hizmetle buluşturmak en büyük hedefimizdir.
3. Mevcut siyasi ortamı ve bu ortamdaki rolünüzü nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bizler, Cumhurbaşkanımızın yol arkadaşları olarak, onun İzmir’deki temsil makamı olan İl Başkanımız Sayın Bilal Saygılı’nın tevdi ettiği Tanıtım ve Medyadan Sorumlu İl Başkan Yardımcılığı görevini en iyi şekilde yerine getirmeye gayret ediyoruz. Ülkemizde siyasi atmosfer zaman zaman gerilse de; söz konusu milli meseleler, ortak değerler ve birlik beraberliğimiz olduğunda, tüm siyasi partilerin ortak akıl etrafında buluşabildiği bir zemin de mevcuttur. Bizler de şehrimizin ve ülkemizin menfaatleri söz konusu olduğunda; yapıcı, sorumlu ve birleştirici bir anlayışla hareket etmeyi esas alıyoruz. Bir rol olarak değil, ama anlayış olarak bu çizgiyi koruma gayreti içerisindeyiz her zaman.

4. Partiye ve siyasi faaliyetlerine yöneltilen eleştirilerle nasıl yanıt veriyorsunuz?
Sayın Cumhurbaşkanımızın çok sevdiğim bir ifadesi vardır: "AK Parti, milletin bağrından kopmuş bir partidir" der Cumhurbaşkanımız. Gerçekten de 23 yıldır, Cumhuriyet tarihimizde eşi benzeri az görülmüş seçim başarılarıyla yoluna devam eden; millete hizmet iddiasını kararlılıkla sürdüren bir siyasi hareketten bahsediyoruz. Elbette bu uzun yolculukta eksikler, hatalar da olmuştur. Ancak büyük resme bakıldığında AK Parti; kendisinden önceki dönemlerle kıyaslandığında, ülkemize her alanda katbekat daha fazla hizmet üretmiş bir iradenin adıdır. Bizler, makul ve yapıcı eleştirileri başımızın üzerinde taşıyan bir anlayışla siyaset yapıyoruz. Çünkü öz eleştirinin olmadığı yerde duraklama, hatta yozlaşma başlar. Her seçim öncesinde ve sonrasında; dün olduğu gibi bugün de yarın da iç muhasebemizi yapmayı, milletimizin beklenti ve taleplerini öncelemeyi esas alıyoruz. Yapıcı eleştiri bizleri doğruya sevk eder, daha iyisini yapma konusunda motive eder. Milletin sesine kulak veren bir hareket olarak bugünlere geldik.
İnşallah bundan sonra da Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, aynı kararlılık ve hizmet anlayışıyla yolumuza devam edeceğiz.
5. Mevcut siyasi bağlamda basın ve halkla iletişimi nasıl yönetiyorsunuz?
Öncelikle şunu net bir şekilde ifade etmek isterim: AK Parti, milletimizle iletişimi en güçlü şekilde kuran bir partidir. AK Parti İzmir İl Başkanlığımız özelinde konuşacak olursak; il başkanlığımızın zemin kat giriş salonunda bulunan AKİM (AK Parti Hemşehri İletişim Merkezi), vatandaşlarımızla doğrudan temas kurduğumuz en önemli birimlerimizden biridir. İl Başkanımız Bilal Saygılı'nın da büyük önem verdiği bu merkezde hemşehrilerimiz bizlere kolaylıkla ulaşabilmektedir. Vatandaşımız AKİM’e gelerek talep, öneri ve sorunlarını nöbetçi il yönetim kurulu üyemize doğrudan iletmektedir. İlgili yönetim kurulu üyemiz bu talepleri titizlikle not almakta ve çözüm noktasında gerekli girişimleri başlatmaktadır. Burada özellikle altını çizmek isterim ki; bizler parti olarak, eksik gördüğünüz hususları devletimizin ilgili kurumlarına iletme görevini ifa ediyoruz. Tüm kurumlarımız kıymetlidir. Vatandaşlarımızın yasal ve mevzuata uygun her talebini çözüme ulaştırmak için gayret gösteriyoruz. AKİM birimimizin kapıları milletimize sonuna kadar açıktır. Girişte sıcak çayımız, kahvemiz ve samimi bir ortamla; nöbetçi il başkan yardımcılarımız ve sorumlu il yönetim kurulu üyelerimizle birlikte, her daim milletimizin emrinde hemşehrilerimizle buluşmaya devam ediyoruz.
Diğer sorunuza gelecek olursak; İzmir’de basın mensuplarımızla iletişimi doğrudan ve yüz yüze kurmayı, onları ziyaret etmeyi ve sorunlarını dinlemeyi kendime bir vazife olarak görüyorum. Tanıtım ve Medya Başkanı olarak bu sorumluluğu her daim hissediyorum. Gazetecilik; yağmur, çamur, zaman ve mekân gözetmeksizin büyük emek, ciddi bir özveri ve fedakârlık isteyen bir meslek. İzmir bu anlamda birçok ile göre oldukça zengin bir şehir. Şehrimizin gelişmesi ve halkımızın doğru, hızlı ve sağlıklı haber alabilmesi adına güçlü yerel basın kuruluşlarımız, ajanslarımız ve televizyon kanallarımız var. İzmir’imizde 500'ün üzerinde basın mensubunun görev yaptığını biliyoruz.
Ben yüz yüze iletişimi her zaman daha samimi ve daha etkili bulmuş biriyim. Göreve geldiğim günden bu yana, parti faaliyetlerimiz ve kendi işlerimden fırsat buldukça bu kıymetli kuruluşlarımızı ziyaret etmeye, çaylarını içmeye; varsa eleştirilerini, beklentilerini ve önerilerini dinlemeye gayret ediyorum. AK Parti İzmir İl Başkanlığımız bünyesinde basın mensuplarımızla iletişimi birlikte yürüttüğümüz güçlü bir ekibimiz var. Ekip arkadaşlarımla birlikte 7/24, mesai mefhumu gözetmeksizin şehrimizin emektar basın mensuplarıyla dirsek temasındayız. Zaten birçok gazeteci dostumuzla sürekli görüşüyor, istişare halinde olmaya özen gösteriyoruz. Bu sorunuzu bu şekilde yanıtlamış olayım.

6. Kişisel olarak katkıda bulunduğunuz partinin en önemli başarılarının neler olduğunu düşünüyorsunuz?
Kişisel bir değerlendirme yapmak yerine, meseleyi bir bütün olarak ele almak gerekir. AK Parti'de anlayış; her zaman ortak aklı, birlikte çalışmayı ve millete hizmeti esas alır. İl Başkanımız Sayın Bilal Saygılı’nın İzmir'imizin meseleleri için sabahlara kadar çalıştığını; milletvekillerimizin Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında şehrimiz adına yoğun mesai harcadığını; yönetim kurulu üyelerimizin 30 ilçede gece gündüz demeden sahada olduğunu bilen biri olarak, şahsi bir paye çıkarmayı doğru bulmam.
Bizim anlayışımız nettir: Sayın Cumhurbaşkanımız neyi işaret ederse, Sayın İl Başkanımız hangi görevi verirse; yer, zaman ve saat gözetmeksizin hazır ve nazır oluruz. Çünkü bu dava, bireysel değil; kolektif bir sorumluluk bilinciyle yürütülür. Merhum Necmettin Erbakan hocamızın şu sözü bu anlayışı en güzel şekilde özetler: "Bizim davamızda kimse kendisi için yaşamaz. Herkes kardeşi için yaşar. Menfaati öldürmenin en kolay yolu budur." Bu söz, en azından kendi adıma, siyaset anlayışımın temel mottosudur.
7. Partinin desteklediği hangi politikaların toplum üzerinde en büyük etkiyi yarattığını düşünüyorsunuz?
Bu konuda pek çok örnek verilebilir. Ancak benim ilk aklıma gelen, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın 2002 yılında seçim zaferiyle iktidarı devraldığında ortaya koyduğu çalışma anlayışıdır. O gün milletimiz, 9–5 mesai anlayışıyla Türkiye’nin muasır medeniyetler seviyesine ulaşamayacağını net biçimde görmüştür. Sayın Cumhurbaşkanımızın ve Adalet ve Kalkınma Partisi’nin en temel politikası çalışmaktır. Savunma sanayinde çalışmak, ekonomide çalışmak, üretimde çalışmak, dış politikada çalışmak, tarımda çalışmak…
Kısacası her alanda emek vermek, gayret göstermek ve sonuç almak. Çalışmayı esas alan bir siyasi hareketin başarısız olduğu görülmemiştir.
AK Parti’yi diğer siyasi partilerden ayıran en önemli özellik; gece gündüz, yer ve zaman gözetmeksizin, şartlar ne olursa olsun millet için çalışmasıdır. Biz bu anlayışı Cumhurbaşkanımızdan gördük, bu anlayışla siyaset yapıyoruz. Milletimizin bize olan güvenini ve destek motivasyonunu artıran en önemli unsur ise; gerek belediyecilikte gerek merkezi hükümette ortaya koyduğumuz vizyoner projeler ve halkımızla iç içe, samimi siyaset anlayışımızdır. Nitekim 23 yıldır milletimiz bizlere iktidar olma şerefini bahşetmiş, bu sorumluluğu omuzlarımıza yüklemiştir.
8. Şimdiye kadar yapılan siyasi hatalardan ne öğrendiniz?
Öğrenmenin yaşı olmadığı gibi, siyasette de tecrübe ve ders çıkarma süreci hiçbir zaman bitmez. Konuya genel bir çerçeveden baktığımızda elbette her siyasi partinin, her siyasetçinin eksik ya da hatalı politikaları olabilir. Ancak hiçbir siyasi hareket bilerek ve isteyerek başarısız olmayı hedeflemez. Önemli olan, eksikleri görüp daha iyisini ortaya koyabilmektir. İzmir özelinde değerlendirdiğimizde ise yıllardır hizmet üretmeden; vizyon, altyapı ve üstyapı anlamında güçlü bir irade ortaya koymadan, hemşehrilerimizin iyi niyetine yaslanan bir yerel yönetim anlayışının şehre kaybettirdiğini düşünüyoruz.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin İzmir’de uzun yıllardır sürdürdüğü yönetim pratiğinin, en azından bir dönem muhalefeti de deneyimleyerek kendini sorgulaması gerektiğine inanıyoruz. Bizim hedefimiz; İzmir’de çalışmaktan, üretmekten ve milletimizin beklentilerini karşılamaktan geri durmayan bir belediyecilik anlayışını hâkim kılmaktır. İzmir’i bir dönem de olsa devralarak hemşehrilerimize Adalet ve Kalkınma Partisi belediyeciliğini yaşatmak, hizmet ve eser siyasetini göstermek istiyoruz. Bunu bir "hata" olarak değil, bir öz eleştiri ve eksiklik tespiti olarak ifade etmek gerekirse; İzmir’i hak ettiği seviyeye ulaştırmak için çok daha güçlü, çok daha sistemli ve çok daha yoğun bir çalışma metodunu ortaya koymamız gerektiğine inanıyorum.

9. Siyasi faaliyetleriniz kişisel yaşamınızı nasıl etkiliyor?
Açıkçası siyasete girdiğim ve icracı görevlere başladığım günden bu yana, kişisel hayatımda bazı fedakârlıklar yaptığımı söyleyebilirim. Çocuklarımla program yapmak, uzun bir tatil planlamak ya da bazen bir hafta inzivaya çekilmek… Bunlar çok kolay mümkün olmuyor. Bir siyasetçinin telefonu gerçekten hiç susmuyor; nitekim şu an bu yayındayken bile telefonum sık sık çalıyor. Çünkü İzmir’e karşı sorumluluğumuz var, partimize karşı sorumluluğumuz var, en önemlisi de milletimize karşı sorumluluğumuz var. Ancak şunu özellikle ifade etmek isterim ki; bu tempodan, tatil yapamamaktan ya da kendime yeterince zaman ayıramamaktan asla şikâyetçi değilim. Bu görevi tüm şartlarını bilerek kabul ettik. Gençliğimizin en güzel dönemlerinde şehrimize ve milletimize hizmet edebilmek bizim için başlı başına bir şereftir. Bu noktada her zaman Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ı örnek alıyorum. Birçok ülkede yürüttüğü diplomasi trafiği, ülkemizin 81 vilayetinde gerçekleştirdiği programlar, yatırımlar ve kesintisiz çalışma temposu hepimize örnektir. Biz, Sayın Cumhurbaşkanımızın temposunun çeyreği kadar çalışıp hizmet üretebilirsek zaten başarılı oluruz. Rabbim bizlere bu azmi, bu gayreti ve bu istikameti daim kılsın.
10. Partide üstlendiğiniz görevden kaynaklanan baskı ve medya önündeki görünürlüğü nasıl yönetiyorsunuz?
Açıkçası üzerimde özel bir baskı hissettiğimi söyleyemem. Çünkü yaptığımız her çalışma, teşkilatımızla olan istişarelerimiz ve hemşehrilerimizle kurduğumuz iletişim zaten açık, şeffaf ve samimi bir zeminde ilerliyor. Biz işimizi doğru yaptığımızda, niyetimiz halis olduğunda geriye dönüp acaba diyeceğimiz bir durum da kalmıyor. Tanıtım ve Medya Başkanlığı görevini ise gerçekten severek yürütüyorum. Evet, yoğun bir birim; gündemi anlık takip etmeyi, hızlı refleks göstermeyi, sahadaki emeği doğru anlatmayı gerektiriyor. Zaman zaman iş yükü artıyor, tempo yükseliyor ama bu durum beni yormaktan çok motive ediyor. Çünkü yapılan her çalışmanın arkasında büyük bir emek, samimi bir gayret ve millete hizmet anlayışı var. Biz bir ekip olarak çalışıyoruz. Teşkilatımızın desteğini her an yanımızda hissediyoruz. Neticede yaptığımız iş bir makam meselesi değil; bir dava, bir sorumluluk ve gönül işi. Bu yüzden de baskıdan ziyade heyecan ve sorumluluk hissediyorum.
11. Önümüzdeki yıllardaki görev süreniz için hangi hedefleriniz var?
Bizim Tanıtım ve Medya Başkanlığı olarak öncelikli amacımız; devletimizin hayata geçirdiği çalışmaları, yatırımları ve hizmetleri milletimizle doğru, açık ve anlaşılır bir dille buluşturmaktır. Yapılan her eserin, atılan her adımın arkasındaki emeği hemşehrilerimize aktarmak bizim temel sorumluluğumuzdur. Elbette görevimiz sadece bununla sınırlı değil. Aynı şekilde partimizin sahadaki çalışmalarını, teşkilatımızın gayretini ve milletimiz için ortaya koyduğu projeleri de kamuoyuna duyurmakla mükellefiz. Çünkü yapılan işin görünür olması, doğru anlaşılması ve doğru anlatılması en az o işin kendisi kadar önemlidir.
Bunun yanında bir diğer önemli sorumluluğumuz da şudur: Muhalefetin, özellikle İzmir özelinde, ortaya koyamadığı vizyonu ve hayata geçiremediği projeleri milletimizin dikkatine sunmak. Yıllardır İzmir’i yöneten anlayışın, seçim dönemlerinde yüksek perdeden dile getirdiği vaatleri ne ölçüde yerine getirdiğini hatırlatmak da bizim görevimizdir. Daha önce söz verilip hayata geçirilmeyen projeleri somut verilerle ortaya koymak, kamuoyunun doğru değerlendirme yapmasına katkı sağlamak istiyoruz. Özetle birimimizin omurgasını üç ana başlık oluşturuyor: Devletimizin hizmetlerini anlatmak, partimizin çalışmalarını duyurmak ve muhalefetin söylem ile icraat arasındaki farkını milletimize göstermek. İnanıyorum ki biz hizmeti doğru anlatır, samimi ve anlaşılır bir dil kullanır, yapılanlarla yapılmayanları net bir şekilde ortaya koyarsak; milletimiz de kimin bu ülke ve İzmir için gerçek anlamda taş üstüne taş koyduğunu en doğru şekilde görecektir. Görev süremiz boyunca temel gayemiz bu olacak inşallah. ,
Önümüzdeki on yılda siyasi sahnenin nasıl bir gelişim göstereceğini düşünüyorsunuz?
Bu soruyu 10 yıl önce sormuş olsaydınız; Türkiye’nin kendi yerli ve milli savunma sanayisini üreten, ihracat rekorları kıran, ulaşımda memleketin dört bir yanını kara ve demiryollarıyla ören, sağlıkta, eğitimde, askeriyede ve daha birçok alanda büyük atılımlar gerçekleştiren bir ülke olacağını söylerdik. Nitekim bugün geldiğimiz noktada, bu öngörünün ne kadar isabetli olduğu ortadadır. Sayın Cumhurbaşkanımız, bugüne kadar verdiği sözleri yerine getirmiş bir liderdir. Türkiye’nin bölgesel ve küresel meselelerde söz sahibi olması, krizlerin çözümünde aktif rol üstlenmesi tesadüf değildir. Suriye’de savaşın sona ermesi yönündeki süreçte de, Filistin meselesinde de Türkiye’nin ortaya koyduğu duruş ortadadır.
Böylesine büyük bir vizyon ortaya koyan bir AK Parti varken, CHP adına ne söylenebilir? İzmir üzerinden örnek verelim: On yıl önce de bu şehirde trafik sorunu vardı, yollar konuşuluyordu, su fiyatları tartışılıyordu, kentsel dönüşümde somut adımlar bekleniyordu. Bugün baktığımızda tablo maalesef çok farklı değil. 25 yıldır İzmir’i yöneten anlayış, üretilemeyen hizmetleri engelleniyoruz söylemiyle açıklamaya çalışıyor. Oysa uzun yıllardır yönetimde olan bir iradenin mazeret değil, eser üretmesi beklenir. Velhasıl kelam; ben 10 yıl sonra da AK Parti öncülüğünde çok daha güçlü, daha etkin ve daha büyük bir Türkiye göreceğimize inanıyorum. Hizmet ve proje siyasetinin devamı ülkemizi büyütür; mazeret siyaseti ise yerinde saydırır. Tercih her zaman milletimizindir.
12. Önümüzdeki dönemde hangi büyük projeleri hazırlıyorsunuz? Partiniz aracılığıyla siyasete katılmayı düşünen gençlere ne mesaj vermek istersiniz?
Çok güzel bir soru sordunuz. Aklıma ilk gelen örneği paylaşmak isterim. AK Parti Genel Sekreterimiz ve İzmir Milletvekilimiz Sayın Eyyüp Kadir İnan'ı herhalde tanımayan yoktur. Kendisi henüz çok genç yaşlarda, İzmir’de öğrenciyken partimizin bir standına giderek bu davaya gönül vermiş bir isimdir. İl Gençlik Kolları’nda büyük bir gayretle çalışmış, ortaya koyduğu emek ve başarı sayesinde kısa sürede İl Gençlik Kolları Başkanı olmuştur. Buradaki özverili çalışmaları, sahadaki dinamizmi ve gençlerle kurduğu güçlü bağ neticesinde Sayın Cumhurbaşkanımızın takdirleriyle AK Parti Gençlik Kolları Genel Başkanı görevine getirilmiştir. Bu süreçte ülkemizin dört bir yanında düzenlenen gençlik buluşmaları, organizasyonlar ve projelerle partimizi gençler için bir cazibe merkezi haline getirmiştir.
2025 yılında gerçekleştirilen kongre sonrasında yine Sayın Cumhurbaşkanımızın takdirleriyle partimizin en önemli görevlerinden biri olan Genel Sekreterlik makamına layık görülmüştür. Bu tablo aslında gençlerimiz için çok net bir mesajdır. Buradan tüm genç kardeşlerime şunu ifade etmek isterim: Siyasetten, sivil toplumdan, fikir beyan etmekten ve sorumluluk almaktan asla çekinmeyin. Çok çalışır, istikrarlı olur, ideallerinizin peşinden kararlılıkla giderseniz; bu ülkede en üst kademelerde görev almak mümkündür. Milletvekili, bakan, belediye başkanı ya da farklı sorumluluklarla ülke yönetiminde söz sahibi olmak hayal değildir. Yeter ki inanın, çalışın ve vazgeçmeyin.







YORUMLAR