Bu süreçte korona hastalığını yenip 14 günlük süreyi de atlatan bir bağışçıdan alınan kanla Dilek hemşire için immün plazma tedavisine de başlandı. Yoğun bakımda, entübe şekilde tedavisi süren ancak sağlık durumunda bir değişiklik olmayan Dilek Akçabelen’in akciğerlerinin iflas ettiği ortaya çıkmıştı. Doktorlar, akciğer nakli yapılması gerektiğini söylemişti. Dünyaya getirdiği bebeğini bile kucağına alamayan hemşirenin eşi Tansu Akçabelen, nakil konusunda yardımcı olunması için Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’dan yardım istemiş, Bakanlık hemen harekete geçmişti.
Ancak tüm aramalara karşın beyin ölümü gerçekleşen ve ailesi bağış yapan bir donör bulunamadı. Durumu kötüleşen Dilek hemşire, dünyaya getirdiği bebeğini göremeden, kucağına alamadan arkasında gözüyaşlı bir aile, eş ve sevenlerini bıraktı. Doktorlar, genç kadının beyin ölümünün gerçekleştiğini açıkladı. Dilek Akçabelen, 48 gündür korona ile mücadele ediyordu.
DİLEK HEMŞİRENİN HİKAYESİ
Yoğun bakım ve ameliyathane hemşiresi olarak görev yapan Dilek Akçabelen, 10 yıl boyunca gece gündüz demeden yüzlerce hastaya şefkat eli oldu. İstanbul Mehmet Akif Ersoy Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde görev yapan Dilek hemşire, üç yıl önce 28 Nisan'da mobilya tasarımcısı Tansu Akçabelen'le nikah masasına oturdu.
Dalış, yamaç paraşütü, doğa aşığı olan, hastanede sempatisiyle herkes tarafından sevilen genç kadın hamile olduğunu öğrendi. Covid-19 salgını başladığında 34 haftalık hamileydi ve doğum iznine ayrılmıştı.
Dilek hemşire, birkaç hafta sonra bebeğini kucağına alma hayaliyle ona giysiler seçti, odasını hazırlamaya başladı. Ancak bu mutluluğa corona virüsü gölgesi düştü.
OĞLUNU BİRKAÇ SANİYE GÖREBİLDİ
30 yaşındaki Dilek Akçabelen, yüksek ateş, sırt ve bel ağrısı şikayeti ile 11 Nisan gecesi hastaneye kaldırıldı. Nefes darlığı da eşlik edince yatırıldı ve bebeğin kalp atışları zayıflayınca üç gün sonra sezaryene alındı.
2.5 kilo ağırlığında dünyaya getirdiği oğlunu sadece uzaktan, o da birkaç saniyeliğine görebildi. Eşi, kardeşi, anne babasıyla görüntülü konuşma yaptı, bebeğini videoda da gördü.
Her şey yolunda görünüyordu, “5 gün sonra çıkacağım hastaneden” diyecek kadar iyimserdi. Ancak sezaryenden sonra hem lohusalık hem de izole odada tek başına yatmanın yarattığı travma ile ağlama krizleri başladı. Durumu hızla kötüleşti ve doğumunun ertesi günü uyutularak yoğun bakıma kaldırıldı.
Yorumlar
Kalan Karakter: