Leyla Figen için sosyal medyadan araştırmacı-yazar Yaşar Aksoy şunu yazdı:
“Dünyanın en tatlı ve azimli pek girişken bir bayanı idi. Bir köy olan Alaçatı'yı şimdiki modern haline didindi ve getirdi. Sonra öldü.. Bin defa yazdık çizdik. Ricalar ettik.. İsmini Alaçatı'da bir köşeciğe verin diye. Mezarının başında söz verdiler, yine yapmadılar. Çünkü yerli göçmen Alaçatılı değil diye kadıncağızı feci kıskandılar. Yazıklar olsun.. Kimdi bu hanımefendi?.. Kocası 88 yaşında.. Eşinin ismini bir yere vermediler diye ağlar durur. Benden söylemesi..”

2013 yılında da Bahar Akıncı şu yorumları yapmıştı:
İzmirli bir çiçek düzenleme ustası kadın; 95’te büyük umutlar ile peydah olan “Tekno Park” projesi için (proje maalesef hiç gerçekleşemedi) verilen davetin organizasyon ve çiçek düzenlemesini üstlendi.
Hayatında ilk kez geldiği bu kasabaya aşık oldu. Hayatının en büyük aşkı olan adamı da ikna etti. Küçücük bir ev aldılar burada kendilerine önce. Sonra evinin tam karşısındaki yem deposunu bir kafeye dönüştürdü.
Böylece, herkes ilham veren Agrilia açıldı. Türkiye’deki kafelerle yakından uzaktan ilgisi olmayan bir mekandı Agrilia. Tavanı, yerleri ve duvarları olduğu gibi taş bırakılmış.
Yakın arkadaşı Zeynep Öziş’i 120 yıllık bir Rum Konağı’nı bir yılda yeniden ayağa kaldırması için cesaretlendirdi ve Alaçatı’nın ilk oteli; Taş Otel açıldı. Agrillia ve Taş Otel bir öncü oldu. Ardından zaman içinde hayatının ikinci baharını ya da hayatının baharında İstanbul’dan kaçıp hayatını yaşamak isteyenler bir bir taşınmaya başladı bu küçücük kasabaya.
İşte bu ufak tefek mucize kadınla; Alaçatı’da hayat, donduğu yerden yeniden başladı. O kadın, Leyla Figen’di.
Bir bardak suyu bile inanılmaz bir zarafetle sunan, suyu içinde getirdiği tepsiyi bir dal aranje edilmiş çiçekle aydınlatan Leyla Figen’le Alaçatı en güzel günlerini yaşadı. Leyla, 17 Ekim 2002 günü aramızdan ayrıldı.
Eşi Şevki Figen.. Hala Leyla’nın aşkı ile içi titreyen, 81 yaşında genç bir delikanlı. Ve karısının isminin en azından bir sokağa verilmesini umutla bekleyen.
Sizce de böylesine zarif ve hemen herkesin sayesinde ekmek kazandığı bir kadın; adının bir sokak ya da bir meydanda yaşatılmasını hak etmiyor mu beyler bayanlar?
Yorumlar
Kalan Karakter: