KAFTANCIOĞLU CHP'NİN ORTAK PAYDASI MI?

İsmail SERT

CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’na, “kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret”ten, “Türkiye Cumhuriyeti Devletini alenen aşağılamak’tan ve  “Cumhurbaşkanına hakaret”ten verilen toplam 4 yıl 11 ay hapis cezası Yargıtay tarafından kesinleştirildi.
Ceza infaz yasası gereği hapse girmeyecek. Ancak milletvekili olma şansını kaybetti.

Bu kararın çok kolay yapılan iki yorumu var:
1. Mahkemenin kararının tamamen siyasi olduğu, hâttâ talimatla verildiği iddia ediliyor. Onlara göre iktidar, 2023 seçimlerinde yenemeyeceği rakibini, siyasi yasakla yarışın dışına itti.
Oysa aynı mahkeme, Kaftancıoğlu hakkında açılan terör davalarına ilişkin daha ağır kararları “suç unsurları oluşmamıştır” gerekçesiyle bozdu. Kesinleştirirken yanlı davrandığını söyleyenler, bozma kararını görmezden geldiler.  
2. Tarihin tekerrür ettiği, bu kararın okuduğu Ziya Gökalp şiiri sebebiyle Erdoğan’a getirilen siyasi yasakla aynı etkiyi yapacağı iddia ediliyor. Onlara göre, o siyaset yasağı Erdoğan’ı nasıl yükselttiyse, bu yasak da Kaftancıoğlu’nu yükseltecek! Yani yasak aslında bir fırsat! CHP yönetimi de aynen böyle düşüyor olmalı ki; Kılıçdaroğlu 21 Mayıs’ta yapılacak Bursa mitingini İstanbul’a taşıdıklarını açıkladı.

Mahkemenin kararına makul bir yerden bakmaya çalışanlar; Kaftancıoğlu’nun davaya konu olan tivitlerinin hukuken ya da ahlaken savunulamayacağını dile getiriyorlar. Gerçekten de öyle.
Cumhurbaşkanının şahsına yönelik yazdıkları için basit bir test yapılabilir. Herkes, “bu sözler bana karşı kullanılsaydı, nasıl tepki verirdim?” sorusunu kendisine sorarak, cevabıyla yüzleşebilir.
Ermeni olayları üzerine kullandığı ifadenin, devlete ‘seri katil’ demesinin, ağzını bozduğu tivitlerinin CHP’li ya da değil, çok kişiyi rahatsız ettiği de açık.  
Dava konusunda araya sıkışan soru ise şu: “Tivitler neden atıldıkları zaman değil de sonradan dava edildiler?” Bu soruya başka bir soru ile cevap veriliyor: “Kaftancıoğlu tivitleri attığı dönemde başka bir ahlaka ve hukuka mı tabii idi?”
Kaftancıoğlu siyaseten nerede duruyor? Onu görmeye çalışalım.
- Her şeyden önce ortalama bir CHP’li değil. Daha çok, seçim başarısı istediği için CHP’ye katlanan militan solculara benziyor.     
- Siyaseti marjinal ve saldırgan bir tavırla yapıyor. “Gazi Mustafa Kemal” deyip de “Atatürk” demediğini biliyoruz. Bütün CHP’liler bir araya gelseler dedirtebilirler mi? Sanmıyorum.
- Helalleşme açılımının mimarı olmakla övünen Kılıçdaroğlu ile keskin muhalif Kaftancıoğlu’nu yan yana getirelim ve ortaya çıkan resme bakalım. Ne görürüz? Kaftancıoğlu bu açılımın ruhunu ne kadar yansıtır? Dilini ne kadar taşıyabilir?
- Kaftancıoğlu, iktidarın önünü kesmek isteyeceği kadar başarılı bir siyasetçi mi? İstanbul belediye seçimleri ölçeğinde ve geri plandaki rolüyle bir örgütleme başarısından söz ediliyor. Ancak bu ne kadar ‘ölçülebilir’ bir başarı? Ayrıca İstanbul’un dışına çıktığında, genel seçim söz konusu olduğunda ve daha geniş kesimlere ulaşmak amaçlandığında ne anlama gelir? Onu da henüz bilmiyoruz.
Şiir yazdığı için hapse giren şairler vardır. Onlar hapishanede daha iyi şiirler yazarlar. Bir de hapse girdiği için şair olduğunu zannedenler, her yazdığının şiir kabul edilmesini isteyenler olur. Onlar da o günün gelmesini bekleyerek ömürlerini geçirirler.   Kaftancıoğlu siyaseten durduğu yerde duruyor, mahkeme kararına tepki veren CHP onun yanına geldi, buluştular. Şimdi CHP, Kaftancıoğlu ‘ortak payda’sı etrafında kenetlenmeyi, büyümeyi umut ediyor.
İlgilisi için, ortaya bir yere, iç içe geçmiş 3 soru bırakayım.
1. Ana muhalefet partisi CHP’nin ortak paydası Kaftancıoğlu olabilir mi?
2. İktidara talip ana muhalefet partisi CHP’nin ortak paydası Kaftancıoğlu olabilir mi?
3. Yanına beş muhafazakar partiyi alıp altılı masayı kurarak iktidara talip olan ana muhalefet partisi CHP’nin ortak paydası Kaftancıoğlu olabilir mi?