İTALYA MANZARASI

İsmail SERT

Tam adıyla Silvia Constanza Romano, kocaman gülüşlü, 25 yaşında bir İtalyan kızı.

Milano’da orta gelirlilerin mekan tuttuğu Casoretto Mahallesi’nde ailesi ile birlikte yaşıyordu. Yardım kuruluşu ‘Africa Milele’nin gönüllüsü olarak Kenya'ya gitti. Bir yetimhanede çocuklar için çalışmaya başladı. 20 Kasım 2018'de, Somali’nin güneyini kontrol eden, İslam’ın ardına sığınan ve adını kullanan Eş Şebab adlı eli kanlı örgütün silahlı adamları tarafından kaçırılıp Somali'ye götürüldü. Artık rehineydi.

535 gün sonra Türk, İtalyan ve Somali istihbaratının başarılı bir ortak operasyonuyla 9 Mayıs’ta kurtarıldı. Türkiye İtalya’nın yardım talebine insani gerekçelerle olumlu cevap vermiş, katkıda bulunmuştu. Mutlu sonu haber veren bültenlerde Türkiye adının sadece bir kalem geçmiş olmasına da çok aldırılmadı. 2 ile 4 milyon Euro arasında fidye ödendiği iddia edilse de İtalyan hükümeti haberleri yalanladı. Silvia Romano 10 Mayıs’ta İtalya’ya döndü.

Somali günlerinin detaylarını kendisi açıklarsa öğreneceğiz. Şimdilik bildiklerimiz yine onun anlattıkları kadar. Başlangıçta çok kötü zamanlar geçirmiş. Yalnız kaldığı o zor günlerde düşünmek, derin düşünmek için yeterince vakti olmuş. Arapça öğrenmiş, Kur’an okumuş ve içinde yavaş yavaş İslam inancı olgunlaşmış. Ve sonunda Müslüman olmaya karar vermiş.

Değişiminin kendi tercihiyle ve tamamen doğal yollarla gerçekleştiğini söylüyor Silvia. Çocuklarına sağ salim kavuşan aile ise kızlarının bu tercihine saygılı.

İsmini Ayşe olarak değiştiren Silvia Romano’nun soluk fıstık yeşili çarşafı içinde Ciamoino havaalanına ayak basmasıyla, İtalya’da önce bir sevinç dalgası yayıldı.

Koronavirüs salgınında zorlu günler geçiren, virüsün Avrupa’daki merkezi kabul edilen, 17 Mayıs tarihi itibariye 31.763 kişinin hayatını kaybettiği ülke için bu kavuşmanın bir moral takviyesi olması bekleniyordu. Ancak İtalya’dan gelen haberler çok da öyle olmadığını gösteriyor.

İlk sevinç dalgasından sadece saatler sonra, tam tersine rüzgarlar esmeye başladı ve engizisyon mahkemelerinin kurulduğu görüldü.

Ülkesinin değerlerine ve kendi geçmişine ihanet içinde olduğu hükmüne göre başlık atan gazeteler oldu: “Silvia: Müslüman, mutlu ve nankör”

Sağcı ve botokslu uslanmaz eski lider Berlusconi’ye yakınlığı ile tanınan ‘Libero’ "Bir Müslümanı kurtardık" başlığını tercih etti.

Aşırı sağcı ‘Kuzey Ligi partisi’ eski ‘özgür’ hali ile yeni ve çarşaflı, dolayısıyla özgür olmadığını düşündüğü halinin fotoğraflarını yan yana kullanarak sordu: "Özgürleştirildi mi?"

Parlamentonun alt kanadı Temsilciler Meclisindeki oturumda konuşan aşırı sağcı milletvekili, Romano’dan “yeni terörist” diyerek söz etti.

Sosyal medyaya ise daha çok nefret dilinin uç örnekleri hakim oldu. Onlara göre Silvia suçluydu. Çünkü teröristlerle işbirliği yaparak kurtulmuş, onların tehlikeli bir ‘propaganda aracı’ olarak İtalya’ya gönderilmişti.

“Kızımız dönüp gelmiş ya biz ona bakalım.” diyenlerin sayısının ne kadar az olduğu görüldü. Anlaşılan 2016’da hayatını kaybeden İtalyan düşünür ve yazar Umberto Eco’nun Foucault Sarkacı’nında yazdıklarından haberleri yoktu. Diyordu ki Eco: “Güneş iyidir... Her sabah yeniden doğar. Geri dönen her şey iyidir.”

“Kıyafetine baksana” diyenlerin sayısının ne kadar çok ve öteki sesleri kesecek kadar baskın olduğu anlaşıldı. Haçlı kökenlerine bağlı olanların çokluğu ortaya çıktı. Kısacası; İtalya’daki manzara gelecek günler için umut vermedi.

En sert nefret diline bu kadar hızlı ulaşanların, bu dilin eli silahlı ve öfkeli olanlara yaradığını mutlaka görmeleri gerekiyor.

Müslümanların, “İslam’a bu kadar büyük zarar veren terör örgütleri üzerinden mi İslam tercih edilecek?” sorusunu mutlaka sormaları gerekiyor.

Korona sonrası dünya nasıl olacak? Koronanın acıları unutulunca, hemen altından bu tablolar mı çıkacak?

“Pandemi sonrasında dünya eskisi gibi olmayacak.” diyenlerin Silvia Romano’nun kurtarılmasının sonrasında İtalya’da yaşananları mutlaka analiz etmeleri bekleniyor.