Mehmet Asil YILMAZ

Mehmet Asil YILMAZ


EĞİTİM NEFES KADAR DEĞERLİDİR

22 Ekim 2021 - 14:43

Ülkemde pandemi nedeniyle eğitime uzun bir süre ara verilmişti. Halk çocuklarımızın yarınları ne olacak? diye üzgün ve endişeliydi. Çok şükür geçtiğimiz Eylül ayında eğitime-öğretime başladık da bu üzüntülerden ve endişelerden kurtulduk. 
Yollar, sokaklar, caddeler ve sınıflar umutlarımızla dolup taştı, cıvıl cıvıl oldu. Onlar, eğitim süreçlerinde hem yaş alacaklar hem de bilgilerini, görgülerini artırarak, sınıf arkadaşları ve öğretmenleriyle birlikte yeni yeni umutlarla yarınlarına adım atacaklar.
Ebeveynler de “çocuklarımızın yarınları, bu günlerden daha aydınlık olacak” diye düşünüp, sevinecekler.

Canlılar nasıl ki havasız, susuz ve besinsiz yaşamlarını sürdüremiyorsa, eğitimsiz ve öğretimsiz insanlar da toplumda yaşıyormuş gibi yaşar veya yaşadığını zannederler. Ama dopdolu yaşayamazlar. “Ekmekten sonra bir milletin en büyük ihtiyacı, eğitimdir” diyen Daniel Alighieri’nin sözüne paralel olarak şöyle diyebiliriz; “eğitimsiz insanlar iki kapılı handa hularıyla gelip hularıyla giderler.”
O zaman soruyorum; suç eğitim ve öğretim almayan, görmeyen cahil insanlarda mı? yoksa, onlara okuma-yazma olanağı tanımayan yöneticilerde mi?’’ Kimde?
Eğitimin dikenli, taşlı, topraklı, engebeli, çukurlu yollarında yürümek her yiğidin harcı değildir. 
Mürekkep yalayan insanlar çok iyi bilirler ki eğitim yolu dikenlidir, engebelidir, taşlı topraklıdır. Bu süreçte çocukların bazıları yoksulluktan, bazıları da okumayı sevmediklerinden okullarını yarıda bırakır, bazı öğrenciler de öğretmenlerinin kötü davranışı yüzünden eğitimlerine veda etmek zorunda kalırlar.

Kişiler önlerine çıkan zorlukları aşarak, eğitimlerini tamamlayabilirlerse; sosyal yaşantılarında değişim ve yenilikler olur. Önceki konumlarına göre kat kat daha iyi konumda olurlar. Aileleri de çocuklarının makam sahibi olduklarını görünce kendilerini daha güvenli ve daha güçlü hissederler. Kişiye ekonomik güç verir, mesleki kariyer verir doğruyu ile yanlışı ayırt etme, riskten uzak tutma, düşünme ve yerinde doğru karar verme yeteneğini de verir. Hayal gücü verir, akıl verir, akıl, fikir, ruh ve vizyon verir doğaya ve çevreye sahip olma içgüdüsünü verir, haksızlığa, adaletsizliğe baş kaldırma cesaretini verir.
Ancak sözünü ettiğimiz verilenlerin devamlılığı, koltuğundaki ağırlık, sözünün geçerliliği ve sürekliliği kişinin donanımına, okuduğu okulun eğitimsel itibarına, öğrenci başına düşen öğretim elemanı sayısına, üniversitenin bilimsel itibarına, kişi başına yayınlanan araştırmalarının kalitesine ve atıfların sayısına bağlıdır. Bilgi donanımı yüzeyselse,  torpilliyse, makamı hak ettiği gibi idare edemiyorsa, o gencimiz koltuğunu layıkıyla  dolduramaz, koruyamaz, topluma faydalı ve üretken olamaz.
Gençler bu sebeplerle yarınlarında sağlam adımlarla yürümek için haklı olarak köklü  ve itibarlı üniversitelerde eğitim- öğrenim görmek isterler. Bu amaçla çalışıp, üniversite   giriş sınavlarına hazırlanırlar. Kazanınca da büyük umutlarla üniversiteye kayıt yaptırırlar.
Tabii ki bu arada barınacak yer de bulmaları gerek. Bunun için de öncelikle devlet yurtlarına başvururlar. Ancak olumsuz yanıt alınca, kendilerini hiç tanımadıkları, bilmedikleri şehirlerde yapayalnız, sahipsiz kalmış gibi hissederler.
Ekonomik durumu iyi olan ev kiralar, otelde kalır, akrabası olan onun yanına yerleşir, olmayan da parklarda sabahlar.
Banklarda uyuyan bu öğrencilerin bir kısmı da ne yazık ki hiçbir uygar ülkede olmaması gereken bir davranışla polis şiddetine maruz kalır.
Yıllarca yurt dışında eğitim görmüş biri olarak hiçbir yerde, hiçbir zaman ülkemizde  yaşanan bu tür nahoş olaylara rastlamadım, öğrencilerin böylesine aşağılandığını   duymadım.
Ülkeyi yönetenler bilmeliler ki bir ülke, gelişmiş ülkelerin sofrasında yer almak, söz sahibi  olmak istiyorsa, yatırımların önceliğini eğitime vermelidir.
Bu arada edindiğim bilgilere göre; üniversite görünümlü liselerden diploma alan gençler  kendilerine yakışır bir iş bulamadığından, iş bulmak için  İŞKUR’a müracaat ederek, işsiz üniversiteliler ordusuna katılıyorlar. İşsizlik oranı 15 yılda 10 kat artmış. Son üç yılda da işsiz üniversite mezunlarının sayısı yüzde 111 yükselmiş. Türkiye’de 4 işsizden biri üniversite mezunuymuş. Bu çok üzücü bir durum. Gençlik adına, ülkem adına, geleceğimiz adına üzülüyorum. 
Ülkemizin kurucusu, büyük önder Mustafa Kemal Atatürk, “Eğitime yapılan yatırımların eksikliği, milleti esarete ve sefalete sürükler” diyerek, çocuklarımızın, gençlerimizin eğitim ve öğretimine önem vermemiz gerektiğini vurgulamıştır. Bunun çok iyi bilincinde olmamız gerek.
***
Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 98’inci yıldönümü ve 29 Ekim Cumhuriyet Bayramımızı kutluyor, Mustafa Kemal Atatürk, silah arkadaşları ve tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum.

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum