Reklam
Mehmet Asil YILMAZ

Mehmet Asil YILMAZ


ATANAMAYAN ÖĞRETMENLERİN GÜNAHI NE?

12 Kasım 2021 - 16:19

Köyümüze başka yörelerden işçi olarak çalışmaya gelen bir aile, “Biz, el kapılarında çalışarak, bu günlere geldik. Ama kızımız Ayşe’nin aynı sorunları yaşamasını istemiyoruz. Onun devlet kurumlarında çalışmasını, kendi ayağı üzerinde durmasını istiyoruz” diyerek, tek kız çocuklarını okutmaya karar vermiş.
Ayşe evlerinden çok uzaktaki başka bir köyde bulunan ilkokula başlayıp, kar-kış demeden, bazen yürüyerek, bazen babası tarafından at arabasıyla götürülerek, okulunu tamamlamış. Ardından ortaokul ve liseyi bitirmiş.
Bu okulları da evinden otuz kilometre uzaktaki bir ilçede bitirmiş.
Gidip-gelişlerinde bazen bindiği taşıt bozulmuş, okula geç kalmış, evine geç döndüğü günler olmuş. Ama hiç birini sorun etmemiş. O dersine çalışmış, anne-babası da varını yoğunu kızlarını okutmak için harcamış.

Ayşe liseden sonra üniversite sınavına girip, fen- edebiyat fakültesini kazanmış. Dört yıl sonra da öğretmen olarak mezun olmuş.
Ancak Milli Eğitim Bakanlığı’nın açtığı kadrolu öğretmenlik sınavına girmiş ama atanamamış.

Halen hem Ayşe, hem ailesi, hem onunla gurur duyan köy halkı, emek verdikleri, umut bağladıkları Ayşe’nin öğretmen olarak atanmasını bekliyor. Ve Ayşe ataması bir türlü yapılmıyor.

Soruyorum size: Ayşe siyaseten güçlü birinin kızı olsaydı, bu atanma çilesini çeker miydi?

***
Ayşe kızımız gibi atanamayan öğretmenlerle ilgili ne zaman bir haber okusam, içim  burulur, gözlerim dolar.
Aklıma ABD’de doktoramı tamamlayıp, yurduma döndüğüm  günler gelir. Atanamadığım için aylarca evde oturduğum, babamdan harçlık aldığım o günleri düşünür, üzülürüm. O duyguları yaşamayan bilemez. Anlatması bile zordur.

O günlerde rahmetli babam ezik halimi gördükçe, “Oğlum bu sorun senin sorunun değil. Sana burs verip, okuman için yabancı devletlere gönderen yetkililerin sorunudur. Utanç onların utancıdır, üzülme” derdi.
Ben de, babamın bana söylediklerinin aynısını, şimdi atanamayan genç öğretmenlerimize söylemek istiyorum: Değerli öğretmenlerim, bu sorun, sizlerin atamasını yapmayanların sorunudur, utanç onlarındır. Sorun, plansız, programsız  her ilde oy almak için eğitim fakülteleri, fen ve edebiyat fakülteleri açan siyasetçilerin sorunudur, YÖK’ün sorunudur.” 

Sevgili öğretmenlerim, kıymetli meslektaşlarım; umudunuzu yitirmeyin.
Her sabah  güneş yeniden doğar, er geç bir gün körpe umutlarınız yeşerecek bir ortam bulacaktır.
Sizler eğer umutlarınızı yitirirseniz, eğitim-öğretim sürecinde çektiğiniz  sıkıntıları, aç-susuz  kaldığınız günleri boşuna yaşamış olursunuz.
Dik durun, ayakta kalın ki, hakkınızı aramaya gücünüz olsun.

Ben çok iyi biliyorum ki sizler öğretmenlik yolunda ilerlerken; “bilinçli, bilgili, ders konularına hazırlanmış, donanımlı bir öğretmen olacağım, okulumda örnek bir eğitici olacağım, sevdiğim biriyle hayatımı birleştirip, aile kuracağım diye hayaller kurdunuz. Ve bu günlere geldiniz. Sizler öğretmenliği meslek olarak seçtiğinize  göre, kendinizi, ülkemizin yarınlarını aydınlatmaya adamış insanlarsınız. 
Sizler, öğrencilerinize akıllarını kullanmayı, becerikli olmayı ve ülkelerine faydalı birer insan olmalarını sağlamayı görev olarak üstlenmiş kişilersiniz. Sevgili öğretmenlerim hayallerinizi, güz gününde dalından düşen yaprak gibi soldurtmayın, soldurulmasına  izin vermeyin.
Keşke yöneticilerimiz de, sizler gibi ülkesine hizmet etmeyi görev edinen, özlü  insanların hepsinin elinden tutabilse, hayallerinizi boşa çıkarmasa. Seçim zamanı verdikleri sözü yerine getirseler. Ama maalesef ki bizler vatandaş olarak, siyasilerin  hamaset nutuklarını dinleyerek büyüdük. Seçimlerde köy, kasaba, kent meydanlarındaki vaatlerini yerine getirmediklerini görerek yaş aldık.

***
Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 2020 yılında düzenlenen Eğitim Bilimleri Kadrolu Öğretmenlik Sınavı’na 432 bin 753 öğretmen başvurmuş. 
Sınav sonucunda kadrolu  atanan öğretmen sayısı devede kulak kalmış. Bunun sorumlusu siz değilsiniz elbette.

Eğitim sendikalarının açıkladığı bilgiye göre ülkemizde atanamayan öğretmen sayısı  55 ülkenin toplam sayısından daha fazla ve bu rakam yaklaşık 700 bin kadar. 
YÖK    verilerine göre 15 yılda eğitim fakültelerinde eğitim gören öğrenci sayısı 141 binden 228 bine çıkmış. Buna fen ve edebiyat fakülteleri, insan ve toplum bilimleri  fakülteleri ve ilahiyat fakültelerini de eklersek yüz binlerce okumuş gencimiz boşta geziyor.

Kısacası öğretmen strateji kayıtlarına göre bir milyon genç öğretmenimiz atama bekliyor. Buna karşın Milli Eğitim Bakanlığı’nın öğretmen açığı 109 bin 238. Bu fazlalık gösteriyor ki, öğretmen yetiştiren fakültelerin sayısı en alt düzeye indirilmeli, kontenjanları azaltmalı, eğitimin ülke düzeyinde kalitesi artırmalıdır.
Aksi takdirde her yıl  diplomalı Ayşelerin, Fatmaların, Hasanların, Hüseyinlerin, Ökkeşlerin sayısı katlanarak, çığ gibi büyüyecektir.

Bunda da onların hiçbir suçu yoktur bilesiniz.

YORUMLAR

  • 0 Yorum