Altılı Masa’nın seçime giden ana yola ne zaman çıkacağı belli değilken, The Economist ‘özel sayı’ ile Türkiye’nin 2023 seçimine pervasızca dahil oldu. Sonda diyeceğini de kapaktan söyleyiverdi:
“Türkiye diktatörlüğün eşiğinde olabilir”.
200 yıldır yönü batıya dönük yaşayan, 150 yıldır anayasası olan, 73 yıllık çok partili demokrasiye sahip, 100 yıllık cumhuriyet, yeni bir seçime hazırlanırken ‘bu manşet’ atılır mı?
Atılırsa bunun adı ne olur?
Üstelik, batının yaşadığı bu hal geçici değil. Yakın zamanda bu yaklaşımın çok örneğini gördük. Türkiye’deki iktidara karşı, seçimde kullanmak üzere, NATO kozunun devreye sokulabileceği bile söylendi.
Eski danışman John Bolton, “Erdoğan seçilirse, Türkiye’nin NATO üyeliği tartışmaya açılmalıdır” dedi.
Şaşırdık.
Biz, bu kadarının akıllarından geçmeyeceğini düşünüyorduk. Konuşanın patavatsız olmasına, “eski danışman” sıfatına bakmayın. Kimliği önemli değil. Bu kadar uçuk bir önerinin konuşulmaya başlanması, bir gösterge olarak kayda değer.
Onun da öncesinde Washington Post, dünya siyasetine etkisini hesaba katarak Türkiye’deki seçimi, “2023’ün en önemli olayı” ilan etmişti.
Daha da evveli var. 2 yıl önce, henüz başkan seçilmemişken Biden’ın “muhalefeti açık biçimde desteklemeliyiz.” dediğini hatırlayalım. Daha da geriye gitmeyelim.
The Economist, sadece kapaktan yaygara yapıyor ya da iki paragrafla geçiştiriyor değil. Eski örnekleri verse de, aynı çarpıtmalara bel bağlasa da, aynı önyargılara takılsa da dersine çok çalışmış, sağlam bir Türkiye dosyası hazırlamış. En geniş resme bakarak, en soğukkanlı analizleri yapıyor. Başlıkları çok detaylı: Ekonomi, Dostlar ve İlişkiler, Suriye, Siyasal İslam, Dış politika, Siyaset, Gelecek…
Altılı Masa’nın boş bıraktığı alanı doldurma gayretiyle, adeta muhalefetin seçim kampanyasının ön metnini yazmış. Adını ‘analiz’ koysa da Türkiye’deki muhalefet için argümanlar hazırlamış.
Asıl sorun ne?
Geniş zamana yayılan bu ruh haline teşhis koyabilir miyiz? Karın ağrılarının ne kadarı Türkiye düşmanlığı, ne kadarı Erdoğan aleyhtarlığı? Bunların birini diğerinden ayırabilir miyiz?
Bence asıl sorun, Türkiye’ye belirledikleri konumla ve Türkiye’ye biçtikleri misyon’la ilgili. Batı, Türkiye’nin kendisi olmasını, kendi adına karar almasını, kendi varlığıyla ayakta kalmasını, kendi yolunu yürümesini istemiyor. Siyaset geliştirmesine, strateji oluşturmasına, bir aktör olmasına tahammül edemiyor.
Ege’de, Doğu Akdeniz’de, NATO’nun genişlemesinde, güneyindeki terörle mücadelesinde, Yunanistan’la yaşadığı sorunlarda, AB ile ilişkilerinde Türkiye’nin, tahmin edilebilir bir çerçeve içinde kalmasını istiyor.
Daha doğru ifadeyle: Batının çizdiği sınırların dışına çıkmasını kabul edemiyor. Türkiye’ye kararını sormak, ne diyeceğini beklemek Batı’nın hoşuna gitmiyor. Asıl sorun bu. Ve bu asıl sorunun bugünkü adı; Erdoğan.
Türkiye bu tavrına sahip çıkarsa, Batı iktidarda kimin olduğuna bakmaksızın aynı itirazlarını sürdürecektir. İtirazdan öte, çok yönlü düşmanlık yapacağından kimsenin şüphesi olmasın.
Dış Mihraklar
The Economist ve diğerleri bu halleriyle, iktidarın ‘dış mihraklar’ sözünü boşa çıkarmıyorlar. Muhalefet ise konu her açıldığında, iktidarı dışardan yapılan müdahaleleri seçim malzemesi olarak kullanmakla suçluyor.
Halbuki muhalefet, kampanyasının Batılı kaynaklar ve onların işbirlikçileri tarafından kirletilmesine en yüksek düzeyden karşı koyabilmeli. Ülkesinin seçimine sahip çıkmalı ve “bu Türkiye’nin seçimidir” diyebilmeli. “Siz oradakiler, sesinizi kesin” diyerek ortaya çıkabilmeli.
Unutulmasın ki; o seçim sandıktan meşru bir iktidar, bir de meşru muhalefet çıkacak ve demokrasi sürecek.
SEÇİM EŞİĞİNDEKİ TÜRKİYE
Yayınlanma :
23.01.2023 13:27
Güncelleme
: 23.01.2023 13:27
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: