Nerden başlamak gerek? Kızılay’ın görevini mi hatırlayalım?
Kendileri adını ‘misyon’ koymuşlar ve internet sitelerinde şöyle belirlemişler:
“İyiliğin gücüyle insanın ve toplumun onurunu korumak, dirençliliğini arttırmak ve ızdırabını dindirmek için çalışmak.”
‘Temel ilkeler’ başlığı altında devamını da getirmişler:
“Amacı insan hayatının, sağlığının korunması ve insan onuruna saygı duyulmasının sağlanmasıdır”. Dahası da var: “İnsan ıstırabını, en ivedi ve zaruri ihtiyaçlara öncelik vererek dindirmeye çalışır”.
Nerden başlamak gerek?
6 Şubat’ın ve sonraki günlerin ne kadar özel ve olağanüstü zamanlar olduğunu anlatarak mı başlayalım?
Gereksiz olsa da özetini yazalım:
“Kışın en soğuk günlerindeydik. Gecenin yarısıydı. Bin kilometre kare genişliğindeki alan üst üste ve çok şiddetli sarsıldı. 11 ilimizdeki 13.5 milyon kişi doğrudan etkilendi. Köyler, kasabalar, şehirler yerle bir oldu. Bir felaketti”.
Ve o gün için, aklın, vicdanın, merhametin, insanlığın gereğini en açık haliyle yazalım.
6 Şubat, saat 04.17’den itibaren Kızılay’ın depolarındaki bütün çadırlar artık depremzedelerindir. Satışa konu olamazlar. İster kârına, ister maliyetine satılamazlar. El değiştirmenin konusu değildirler. El değiştiremezler.
Hatta o çadırlar sipariş edenlerin, teslimatını sözleşmeye bağlayan yurt içindeki ya da yurt dışındaki müşterilerin dahi değildirler. O çadırlar artık depremzedelere aittirler. Bir an önce yola çıkarılmalıdırlar.
O gün, rutin işlerin yapılacağı gün değildir. Fatura kesme, gelir elde etme, Kızılay’a bağış toplama günü değildir. Çadırların üzerinde ‘logo’ olmadığını fark etme günü değildir. O gün, “imdat” çığlığını duyma günüdür.
Aklın, vicdanın, merhametin, insanlığın gereğini biraz daha genişletelim.
Bırakalım Kızılay’ın depolarındakileri, o gün memleketin bütün çadırları deprem bölgesinde üşüyen, ihtiyacı olan herkesindir.
Onlar artık sahiplidirler.
O gün başka işlere bakma günü değildir. Sadece Kızılay’a değil, herkese düşen görev onları sahiplerine ulaştırmaktır.
Kızılay’ın yaptığı doğru işleri alt alta sayalım, görevlerini yapmış olsalar da tek tek hepsi için teşekkür edelim. Bu olayı dilimize dolayıp, ‘Osmanlı Yaralı ve Hasta Askerlere Yardım Cemiyeti’ adıyla kurulan, 155 yaşındaki Kızılay’ın aklımızdaki, gönlümüzdeki yerini bir milim olsun kımıldatmayalım. Kuşaklar boyunca edindiği ‘güven’i bir anda yok etmeyelim.
Ancak beklentimiz de bilinsin.
Burada hatalı davranılmıştır.
Kızılay Başkanı ‘inisiyatifte bulunmuşlar, ben de arkadaşlarımı eleştirdim” diyerek konuyu geçiştiremez.
Geçiştirmemelidir.
Ya arkadaşlar(!) için gereken, ya da ‘kusursuz sorumluluk’ ilkesinin gereği yapılmalıdır.
MEMLEKETİN BÜTÜN ÇADIRLARI
Yayınlanma :
01.03.2023 11:32
Güncelleme
: 01.03.2023 11:32
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: