Sofralarımızın Unutulmaz Kahramanı: Baklagiller

Mehmet Asil YILMAZ


Mehmet Asil Yılmaz

Akşamüstü bir televizyon kanalında yayımlanan yemek programında kuru fasulyenin nasıl daha lezzetli pişirileceği anlatılıyordu. Malzemeler tencereye özenle eklenirken, Anadolu tabiriyle canım öylesine kuru fasulye çekti ki bunu tarif etmem güçtü. Pişmiş yemeğin tabaktaki görüntüsü beni bir anda annemin mütevazı fakat bereketli sofralarına götürdü.

Kırsal kesimde sofranın temel gıdası bulgur pilavı ve kuru fasulyeydi. Yazın hazırlanıp kurutulan sebzeler, kış aylarında yeniden hayat bulurdu. Kuru yeşil fasulye, kuru patlıcan, kuru biber ve kurutulmuş domatesten yapılan yemekler bunun başlıca örnekleriydi. Sözünü ettiğim dönem 1950’li ve 1960’lı yıllardı.

O yıllarda seracılık bugünkü kadar yaygın değildi. Pazarlarda dört mevsim taze sebze bulmak mümkün olmazdı. Köy sofralarında özellikle kış aylarında taze ürün çeşitliliği oldukça sınırlıydı; kimi zaman yok denecek kadar azdı.

Muz gibi tropikal meyveler yaygın değildi. Portakal ve mandalinayı ancak babam Karaman’dan getirirse tadabilirdik. Buna karşılık soframızda süt, yoğurt, peynir, tereyağı, kaymak ve et eksik olmazdı. Hemen her ailenin koyunu, keçisi ya da ineği vardı; hayvanı olmayanlara ise imece usulüyle süt ve süt ürünleri verilirdi. Et ve süt mamulleri bugünkü kadar pahalı değildi. Beslenme düzeni yerel üretime, mevsimselliğe ve toprağın sunduğu imkânlara dayanıyordu.

Bugün kırsal mutfağın temel direği ve stratejik öneme sahip bakliyat üzerinde durmak istiyorum. Fasulye, mercimek, nohut, barbunya, bakla, börülce ve soya bakliyat grubunda yer alır. Bilimsel verilere göre baklagiller, insanın günlük enerji gereksiniminin yaklaşık yüzde 5’ini karşılamakta; günlük protein ihtiyacının da önemli bir bölümünü sağlamaktadır. Dengeli beslenmenin temel unsurlarından biri olmasının yanı sıra uzun süre depolanabilen güvenilir bir gıda kaynağıdır.

Ancak son yıllarda temel gıdalarımız arasında yer alan bu ürünlerin ithal edilmesi düşündürücüdür. Türkiye bir dönem kendi kendine yetebilen sayılı tarım ülkeleri arasında anılırdı. Üretim planlamasındaki yetersizlikler, tarım politikalarında sürekliliğin sağlanamaması ve tarım arazilerinin tarım dışı alanlara yönlendirilmesi bu güçlü yapının zayıflamasına yol açmıştır.

Nüfus artışı ve iklim değişikliğinin etkileri dikkate alınarak bilimsel planlamalar yapılmış olsaydı, üretim artırılabilir ve dışa bağımlılık azaltılabilirdi. Tarımda verimlilik; uzun vadeli, veri temelli ve bölgesel farklılıkları gözeten politikalarla mümkündür.

Bir dönem Kanada Türkiye’den mercimek ithal ederken, bugün Türkiye’nin Kanada’dan mercimek ithal etmesi yalnızca ekonomik bir veri değildir; aynı zamanda planlama eksikliğinin ve stratejik üretim yetersizliğinin göstergesidir.

Tarımsal araştırma ve geliştirme faaliyetleri artırılmalı; üreticiye sağlanan destekler güçlendirilmeli, üreticilerin borç yükü hafifletilmeli ve verimlilik odaklı politikalar kararlılıkla uygulanmalıdır. Girdi maliyetlerinin azaltılması ve üreticinin öngörülebilir bir destek sistemiyle korunması sürdürülebilir üretimin temel şartıdır.

Bakliyat gibi stratejik öneme sahip ürünlerde dışa bağımlılığın artması yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda gıda güvenliği açısından da ciddi riskler barındırmaktadır.

Sonuç olarak bakliyat, özellikle dar gelirli aileler için vazgeçilmez bir temel gıda maddesidir. Ayrıca az su tüketen ve kuraklığa dayanıklı bir bitki grubudur. Bu nedenle İç Anadolu Bölgesi gibi az yağış alan bölgelerde mısır yerine tahıl ve bakliyat türlerinin ekimine öncelik verilmesi ve bunun planlı bir tarım politikası hâline getirilmesi gerekmektedir. Bunu üreticilerimize söyleye söyleye dilimde tüy bitti.

Bilim insanlarının önerileriyle uyumlu, bölgesel üretim havzalarını esas alan ve uzun vadeli hedeflere dayanan tarımsal politikalar geliştirilmediği takdirde dışa bağımlılık azalmak yerine artacaktır. Ekonomik istikrarın kalıcı olabilmesi için toprağın tarım dışı amaçlarla kullanılmaması, üretimin planlanması ve üreticinin etkin biçimde desteklenmesi gerekir. Aksi hâlde sofralarımızdaki bereketin sürdürülebilirliği tehlikeye girebilir.

Benden söylemesi.