Serdar Ortaç, kumar yüzünden her şeyini sattı

Televizyoncu Jülide Ateş'in konuğu, bu kez sunucu Mehmet Ali Erbil oldu. Erbil, Serdar Ortaç'la ilgili çok konuşulacak bilgiler aktardı.

Jülide Ateş'in sunduğu "40" programının yeni bölümü Gain'de yayınladı. Ateş'in konuğu sunucu Mehmet Ali Erbil oldu.

Erbil, aylar süren hastalığı ve iyileşme süreci sonrası çıktığı programda çocukluğu, gençliği, ilk meslek yılları, evlilikleri, aşkları, tutkuları, çocukları ve sanatıyla ilgili soruları yanıtladı.

Erbil, Serdar Ortaç'la ilgili şarkılarının bütün telif haklarını sattığını belirterek, "Hayatının garantisiydi, emekli maaşıydı, telif haklarını satmak ne demek ya? Ne için sattığını biliyor musunuz? Evinde kumar oynamak için sattı! Ben çok yakın arkadaşıyım, bunu benden iyi kimse bilemez!" ifadelerini kullandı.

Erbil'in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

"ÜVEY BABAM ÇAMAŞIRLARIMI ANNEME YIKATMIYORDU"

Jülide Ateş: Anne ve babanıza hala öfkeli misiniz? 

Mehmet Ali Erbil: 14 yaşıma geldiğimde, üvey baba beni ergen döneme girdiğim için evde istemedi! Annem de çaresiz kaldı, çok sevdiği için saygı duyuyorum, bize sahip çıkamadı. Film gibi, üvey annem de abimi istemedi. Dediler ki bunlara bir yatılı okul bulalım, en yakını baba sanatçı ya, konservatuar olur. İkimizi de konservatuar sınavlarına soktular, ben 14 abim 17 yaşındaydı. Beni üstün yetenek olarak 14 yaşında konservatuara aldılar, ilk öğrenciyimdir. Abim kazanamadı. Ben yatılı okula girmiş oldum ve annem Ankara'da ben de Ankara'da okuyorum. Yine ilişkimiz hiç normal değil. En acısı, hiç unutamadığım, kirli çamaşırlarımı anneme yıkatmıyordu üvey babam. Komşumuz vardı ben komşumuza deterjan alırdım, komşumuz yıkardı benim çamaşırlarımı. Yatakhaneye gelirdim gece ağlardım, 'Allahım ben hiç böyle olmayacağım ben hiç ayrılmayacağım, hiçbir zaman karımla ayrılmayacağım, böyle çocuklarım olmayacak benim' derdim. Ama hiç dediğim olmadı, dünya istediğin gibi sürmüyor. Bu arayıştan, bu sevgisizlikten 4 tane eşimden de ayrıldım, annemi sevemedim sonra. Bu benim hatam değil. Sevemedim Annemi, içimden öyle şeyler boşaldı gitti ki, sevemedim asla! Bizi üvey babaya ezdirdiği için! 

"KUMAR OYNAMAK İÇİN ŞARKILARININ TELİFİNİ SATTI"

Jülide Ateş: Serdar Ortaç'la dostluğunuza ne oldu?

Mehmet Ali Erbil: Hiçbir zaman bozulmadı dostluğumuz, asla! Ama biz ona çok tavsiyelerde bulunduk, şunu bırak artık dedik, nedir yani kazanacağın? Ne kazanabilirsin? Kaybettiklerine bak önce bir ya! Neler kaybetti benim canım arkadaşım, neler kaybettiğini biz çok iyi biliyoruz! O kadar bağımlı oldu ki bir türlü kopamadı! O da öyle deşarj oluyor. Besteyi oradan etkilenerek yapabiliyor diyelim... Bütün telif haklarını sattı, buraya kadar geldi durum! Hayatının garantisiydi, emekli maaşıydı, telif haklarını satmak ne demek ya? Ne için sattığını biliyor musunuz? Evinde kumar oynamak için sattı! Ben çok yakın arkadaşıyım, bunu benden iyi kimse bilemez! Şimdi şarkıları nerede çalınsa, parası sattığı adama gidiyor! O parayı aldı kumarda bitirdi! O bizden vazgeçmez, biz de ondan vazgeçmeyiz ama vazgeçemiyoruz kumardan! 

"CANLI YAYINDA DON İNDİRİRKEN BİR TANESİ TUMANINI BAĞLAMAMIŞ, HER ŞEYİ GÖRÜNDÜ"

Jülide Ateş: Mehmet Ali Erbil'in şakaları başını belaya soktu mu?

Mehmet Ali Erbil: Tabii soktu, benim hiparaktifliğimden, enerjimden çok hareketli olmamdan kaynaklandı. Don indirme olayı diyorlar... Rutin olarak her gün yaptığımız bir şeydi... Casting olarak paralı alarak gelen seyirciden insanları çıkarıp diziyordum, pantolonlarını indiriyordum altlarından uzun don çıkıyordu, kiminin pijama çıkıyordu, yazın sıcağında yünlü don çıkıyordu, millet geberiyordu gülmekten; bunu her gün yapıyordum. Arkadaki ekip de donları sıkı sıkı bağlıyordu, pantolon inince donları kalıyordu. Yine bir gün canlı çekimdeyiz, yine indiriyorum indiriyorum, bir tanesi tumanını bağlamamış, her şeyi indi! Her şey göründü! Yönetmen de dur dur dur oraya zoom yap! Şimdi bunda benim suçum ne kadar siz söyleyin! Allah aşkına! Avrupa yasasına göre bunda sorumlu prodüktör ve kanalmış. Mahkemede hiç ceza almadım, ama bende benim suçum yok, o kadar kişi boşuna mı çalışıyor, sıkı sıkı bağlayıp kontrol ediyorlar... Kanala ceza geldi. 

"KIZKARDEŞİME FİŞİMİ ÇEK DEDİM"

Jülide Ateş: Yaşadığı sağlık sorunları Mehmet Ali Erbil'in karakterini değiştirdi mi? 

Mehmet Ali Erbil: Bilemiyorum, bilincinde değildim. 9 ay hastanede kaldım, 6 ayı yoğun bakımdaydı, kızkardeşim başımdaydı, duyuyordum, 'kurtulma şansı yok' diyorlardı, profesör kızkardeşim... 24 saat kızım başımdaydı, normalde su içmem, kızkardeşim başımda damla damla su veriyordu. Burnumu bile hemşireler kaşıyordu. Kızkardeşime 'bitkisel hayata girersem fişimi çek, yaşamak istemiyorum, yaşayamam, bütün Türkiye beni severken, izlemişken, benim fişimi çek, bu benim sözüm ne olur' dedim. Abi hiç merak etme dedi, kabullendi gibiydi nerdeyse... Bitkisel hayata girme riskim vardı, her gün 3 ameliyat oluyordum; kaburgalarım bir gün akciğerime batıyordu, bir gün böbreğimi kaybediyordum, bir gün pankreasımı kaybediyordum... Diren vardı vücudumda, her gün kan akıyordu, görmedim, Allah büyük, bana göstermedi. Kızım ve doktorum görüyordu. Tanık olmadım bütün bunlara, şanslıyım, yine de şanslıyım. Allah çok büyük, dualarla... Damadım başucuma geliyordu, dua okuyordu, bilmediğim duaları tekrar ediyordum, o dualarla, sevenlerimin dualarıyla, muska getiriyorlardı, tesbih getiriyorlardı... O dönemi çok geçirdim. Normal insan 2 hafta yatakta yatsa, yürüme problemi oluyor, kaslarını kaybediyor, ben 9 ay yattım yatakta. Bu hayat benim için ikinci bir hayat. Allah beni sevenlerime, çocuklarıma bağışladı.